yazılarKıbrıs iktibasTürkiye bir kez daha mahkum - Ali Kişmir

Türkiye bir kez daha mahkum – Ali Kişmir

Orjinal yazının kaynağıozgurgazetekibris.com

1963 sonrası, yani Kıbrıs Cumhuriyeti dağıldıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti attığı veya atmadığı adımlardan dolayı defalarca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkum edildi…

Özellikle de 15 Temmuz 1974 savaşı sonrası artan bu mahkumiyet, 1983 yılında ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile tavan yaptı!..

Türkiye Cumhuriyeti, bu süreçlerde uluslararası hukuku hiçe sayarak hareket ederken, onun kuyruğuna takılı olan bizim seçtiklerimiz de bu hukuk tanımazlığı pek de önemsemediler!..

Bahse konu mahkumiyetler direkt olarak bizlere değil de Türkiye’ye verilse de, aslında etki anlamında direkt olarak bizi sarsan süreçlere yol açtı!..

Ki bunların en can alıcısının sanırım ABAD kararları sonrası dünya ile bağlantımızın kopartılması ve ihracat yapamaz duruma gelmemiz olduğunu söylersek yanılmış olmayız!..

Bu gibi onlarca örnek verebiliriz, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz çünkü ne bizim seçtiklerimiz, ne de Ankara’daki iktidar bu zihniyetinden vazgeçmiyor!..

Dünyanın sadece kendi etraflarında döndüğünü, her yaptıklarının mubah olduğunu ve tüm yanlışın da kendileri dışında gerçekleştiğini sanıyorlar!..

O nedenle de bu aptalca döngü sürekli bir şekilde devam ediyor!..

Son olarak Vicdani Retçi Murat Kanatlı adına açılan davada AİHM, AİHS’in 9. maddesinde dayanarak adanın kuzeyinin, Türkiye’nin alt yönetimi olduğunu ve sorumluluğun da Türkiye’de olduğunu söyledi ve Türkiye’yi mahkum etti!.

Kısacası AHİM, Türkiye’nin en tepesinden, Kuzey Kıbrıs’ın en tepesine ve tüm organlarına kadar herkese “Vicdani ret bir haktır” dedi!..

Bu konuda aslında milliyetçi cephe olan UBP-DP ve YDP sorgulanmalıdır!..
Çünkü Türkiye’yi, yani anavatanları mahkum eden bu üç partidir!..

Neden mi?
Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Bağımsız vekiller, ‘Vicdani Ret’in bir hak olabilmesi için meclise yasa önerisi sundular ama hükümet eden üç parti bunu görüşmeyi dahi reddetti!..

Yani bir anlamda Türkiye’nin mahkum edilmesini sağladı…
Aynı şey ceza yasalarındaki kararlarda da yaşanacak!..

Örneğin benim davam bittiğinde, tarafımca AİHM’de açılacak olan dava sonrası yine mahkum Türkiye Cumhuriyeti olacaktır!..

Neden?

Çünkü yine CTP’nin meclise sunduğu bu yöndeki ceza yasalarındaki değişiklik önerisine aynı üç parti ret oyu veriyor!..

Bahar konu değişiklikleri komitede dahi görüşmüyor!..

***

Sonuç olarak Murat Kanatlı özelinde ve diğer arkadaşların ve de bizlerin mücadelesinde bu karar tarihidir!..

Öncel Polili ve Murat Kanatlı ile bu yolda mücadele eden tüm dostlarımıza bu karar eminim ki daha çok mücadele etme gücü verecektir!..

Dünya bize “Yalnız değilsiniz” diyor!..

O zaman o dünyaya doğru kucak açma zamanı çoktan gelmiş demektir!..

Bunun yolu nettir, çözümdür, barıştır!..
Aksi her durum ise sonumuzdur!..

Diğer yazıları

“Ada”: Vicdani Bir Uyanışın Anatomisi – Ümit İnatçı

Merkezi Limasol’da olan ETHAL Tiyatrosu’nun “ADA” oyunu Lefkoşa Belediye...

Dijital yalnızlık ve sahne! – Cenk Mutluyakalı

“Görmezden gelinen en büyük sorun, erişim ve iletişim vaat...

Son kaleyi de teslim ederken… – Aysu Basri Akter

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinden biri.Kuzey...

Kadının İnsan Hakları; eleştiriler ve 8 Mart – Deniz Düzgün

8 Mart Kadın hakları günü çerçevesinde birçok söylem, organizasyona...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,976TakipçilerTakip Et
805AboneAbone Ol

Son eklenenler

Casino Ekonomisi Üzerinden Bir Gerçeklik Testi: KKTC Ne Kazanıyor, Ne Kaybediyor? – Mertkan Hamit

Doğu Akdeniz’de kumar sektörü üzerinden yapılan karşılaştırmalar, aslında ekonomilerin...

Görünür, görülmezlik altında gerçekleri arama hamleleri – Özkan Yıkıcı

Etrafımızda savaş var. Savaşın yükü bize dek çoktan geldi....

Hellimden Hellim Peynirine; Kültür Politigdir! – Halil Karapaşaoğlu

Buray Hoşsöz: "Hellim peynir değildir. Peynir çeşiti olabilir ama...

Sahnede ışıyan iyilik: Ada oyunu – Neşe Yaşın

Bir dönemde marjinal olan dudak uçuklatan sözler ve davranışlar...

EOKA: Mitos ve Gerçek – Niyazi Kızılyürek

31 Mart 1955 tarihinde gece yarısından hemen sonra Kıbrıs...

Küba: Finansal Boğma, Enerji Kuşatması ve Özbelirlenim Mücadelesi – Nicolas Menna

İnatçılık benimle mi doğdu acabaBugün akıldışı görünen şeyin inadıDüşmanı...

ABD dış politikası ve emperyalizm – Ümit Akçay

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve buna karşı...

ABD’nin delilik çağı – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Epstein Koalisyonu, İran’da gösterişli darbelerle acziyet ve umutsuzluk yaratarak...

Canlı yayın