yaklaşımlarÖzkan YıkıcıKuralsızlık yaşamda, yasadışı işleyiş temelinde ahlaki çöküşün basit indirgemesi - Özkan Yıkıcı

Kuralsızlık yaşamda, yasadışı işleyiş temelinde ahlaki çöküşün basit indirgemesi – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs üzerinden yorumlar yapacak değilim bu defa. Basit yaşamla nereye geldiğimizi anlatmaya çalışacam. Bilimi ret ederek, yandaşlama teslimiyet halerinin ahlaki çöküşle elimizde nasıl kaldığına bakmaya uğraşacam. Hemen şu basit bilimde bilinmesi gereken, söyledikçe yanıtsız kalan ama bilmeden atıp tutma fantazileriyle başlayalım.

Her ülke bilgisinde ilk bilgi nifusunun kaç kişi olduğu bilinir. Bilinerek ekonomik göstergeden, planlama yapmaya dek devamı oturtulur. Hastahaneden tutun öteki eğitim ve gerektiğinde yasal sorunlar da buna eklenir. Kısaca, bir ülkede bulunuyor ve nifusunuzu dahi bilmmiyorsanız, ta baştan bilimden koparsınız. Gerçekler adeta pandoraya konulmuş hale sokarsınız. Sonra devamında en temelden başlayan yanlışlar giderek genele yayılır. İnsan çocukluktan şunu öretilme halindedir, yarışma, torpil ve eğer merkeze yakınsan herşey olursun. Trafik cezasının silinmesinden, gerektiğinde cinayete karşın hapsettirilmekten muhaf hale gelirsiniz Kötü diye algılatılanları yaptığınızda ceza değil de yandaş iseniz, sömürge koşullarına uymuşsanız siz her yere gelirsiniz. Hapisten müdür, sokakta hırsızken merkez bankalarından birinin yetkilisi haline ulaşırsınız Müdür olmadan işe girmeğe size bazı yalaka işbirlikçi tutumlar ezberletilir, taleplerle siz de bir yere gelirsiniz. Siyasi müdür falanı brakın, üretici olmadan üretici desteği dahi alırsınız. Bunlar giderek hayatın her alanına ahlaki çöküş ve kuralsızlık tanımayan bireyseleşmeğe dek sizi taşır.

Trafikte kırmızı ışıkta geçme veya yasa dışı olduğunu bile bile yine de denenerek uygulatma davranışları normaleşir. Haber olarak telefon dinleyerek araba sürmedeki rakamı duyunca, daha ilk adımdan trafikte herkesin telefonla mesajlaşma dalgasına kapılırsınız. Yasaktır da takan yok. Şöyle bir trafik kontrolü dahi yapınca, hemen kaçak insan bulunur. Tabi nedense Afrikalılar söylenirken, TC  kökenli kaçak kesim söylenmez. Ünevirsete öğrencilerini artık güneyde garson olarak da bulmak sürpriz değildir. Nasıl geçtiğinin de yanaıtını ilinmesine karşın kimse seslendirmek istemez. Sisteme dokununca da en basit hamleği yapamaz hale sokulur.

Devamı da çok. Sağlık sorunu ayuka çıktı. Devlet denilen hastahane değil de özelde doktor bulma normaliği çoktan normalleşti. Okuların yıkılırken hali ile özel okul teşviki de b bir başka hikaye. Ama ben ne zaman evimden çıkıp şehir merkezin e gitmeğe başlasam, “muhteşem yağma ile yapılan Küliğe gerçekleri “ ile karşılaşıyorum. Sınırda oluşu ile eklenen cami gerçeği seçkimizi de yansıtıyor. Bunlar elbet her alanda davranış normallikleri de getirdi. Örneğin tehlikeli mayın gibi duran konuya değinecek olursam, herkes kimin Güneye geçip geçmeğeceğini bilir. Bilir de iş pratiğe gelince tersinden denemeler de olur. Becerip de güneye geçirenler övünüyor. “Ruma böyle yaptım” diye konuşuyor. Oysa kendi de yasak olduğunu bile bile bu zorlama denenir. Aynen bazı şöferlere “yasaktır” denilen yolları ısrarla delmeğe çalışırken hakaret yedikelri zaman” rum bize bağırıyor. Nede olsa Gavur” denince, hemen arkasından destekleme lafları da uçuşur.

Son noktayı neden yazdım: çünkü gerçekten kapılarda sıkışma oldukça fazlalaştı. Yönetimimizin  böylesi hafifletme düşüncesi yok. Birielri “Metin bey gibi” onlara talimat çekerse ilgilenir gibi yaparlar. Bu sıkışmalarda genelikle özellikle otobüsslerde geçen yolcuları indirip teker teker kontrol etmezler. Bazı “açıkgözlerin” bu durumu yine ahlaksızlık derecesinde kulandığı da kesin. Hemen uyaralım, tıpkı önceki durumlar yaşanacak tehlikesi var. Eğer durmadan arada Güneye geçmesi yasak olanlar geçirilme tekniklerle oynanarak geçirilirse, bir gün gelip arabada olan tüm yolcular indirilip teker teker kimlik kontroluna geçilme olasılığı vardır. Unutmayın, sınır kapıları açıldıktan sonra bazı kolaylıkları mafyalaşarak yasadışılıklarla kulanınca, bazı haklar da zorlaştırıldı. Onun için yasal kulanım diyecem. Ama, biliyorum ki ahlaki çöküş ve kaçakçılıklarla yasa dışılık yaşama alışkanlığı bu davranışları kesmeyecektir. Herkes sanki bununla Kıbrıs cumhuriyetini kandırdığı övüngeçliği moraline geleceklerdir. Ama, dedik ya, ahlaki çöküş ve kaçakçılık alışkanlığı mafyalaşmaya dek örgütlenince, bireysel morla değeri haline gelince, bunlar hayatın her alanında karşımıza ne yazık gelecektir.

Diğer yazıları

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Yalaka yalan arenasından taktik ve psikolojik hamleler – Özkan Yıkıcı

Önceki yazımda, Kuzey Kıbrıs’taki genel grev eylemine dokundum. Sonucu...

Mart ayının son pazartesinden – Özkan Yıkıcı

Mart ayı da tamamlanmak üzere. Son haftanın pazartesine geldik....

İran’a saldırılar üzerinden bir ay tamamlandı – Özkan Yıkıcı

Bir ay önce gündem şöyle bir ikilem içindeydi: İran...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,976TakipçilerTakip Et
805AboneAbone Ol

Son eklenenler

“Dünya büyük bir kaosa sürüklendiğinde, sonunda büyük bir düzene ulaşılır” – Cevdet Kadri Kırımlı

Çin, istediklerini elde etmenin ancak sıcak çatışmayla mümkün olabileceğini...

Kısa bir hatırlatma – Özkan Yıkıcı

Geniş Orta Doğu coğrafyasında savaş sürüyor. Emperyalist hegemonya ile...

Deli Adam Teorisi: Nixon’ın Vietnam’ı, Trump’ın İran’ı ve ‘öngörülemezlik’ kartının riskleri – Emrah Katırcı

İlk başkanlık döneminde  (2017-2021) ABD Başkanı Donald Trump’ın “performansı” ...

BM’nin Kıbrıs sorununda zayıflayan rolü – Yücel Vural

Kıbrıs sorununda dönemsel-geçici bir tıkanma mı var, yoksa kuzeydeki...

Savaşı ‘ABD askerinin trajedisi’ lensiyle okumak – Kavel Alpaslan

“İsrail’in savaşında ölmek istemiyoruz!”Bu sözler ABD ve İsrail’in İran’a...

Çin bu savaşın neresinde? – Hayri Kozanoğlu

Çin’in İran savaşında ‘düşük profilli’ tutumu bazılarını hayal kırıklığına...

Konuyu ele alırken – Özkan Yıkıcı

Bilmem farkında mısınız: Hele de son yaşanan olayları da...

Türkiye hâlâ “seçimli otoriter” mi? – Cansu Çamlıbel

Hükümet medyasının son bir haftadır kulağına fısıldanan üç senaryo...

Canlı yayın