arşivAli SarıtepeTC İslam’ın modern prensi(x) mi yapılmak isteniyor? - Ali Sarıtepe

TC İslam’ın modern prensi(x) mi yapılmak isteniyor? – Ali Sarıtepe

Cemaatler ittifakı olan AKP; hukuksal, toplumsal ve uluslar arası desteği arkasına alarak, demokrasi söylemiyle birlikte askeri ve sivil bürokrasiyi etkisizleştirerek hükümetini iktidar yaptı.

Askeri-sivil vesayet o kadar yıpranmıştı ki; kapitalizmin tek hükümran olduğu yeni dünya döneminde, kendisine ihtiyaç duyulmayan bir hale geldiğinin sonucu olarak, artık vesayet imkanlarının elinden alınacağının farkında olmamazlığı içerisinde idi.

Sürecin en dinamik öğeleri; Kürtler, Aleviler başta olmak üzere sistemden zarar gören her kesim, demokrasi duyarlılıklarını öne çıkarmış durumdaydılar.

Geçmişte  devlet uygulamalarının yaratmışlıkları da, toplumun kapanmayan yaraları da sistemin tasfiyesine etki gücü oluşturdu.

Son hal/hali bu olmasına rağmen:

TC; son Osmanlı geçmişini göz önüne alırsak, bölgesinde İran’la birlikte devlet kurma ve devletli yaşama gelenekleri olan toplum yapılarına iki önemli aktördü. Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasındaki devletler eski halleriyle I.Paylaşım Savaşı ile ortaya çıkmaya başlayan devletler durumundadırlar.

Ekonomisinin gelişmişliği olarak ele aldığımız zaman da G-20 ülkeler içerisinde olmakla, emperyalizmin Türkiye ekonomisi ve siyasetinin iç olgusu olduğu halidir.

Afganistan’ın Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesinden sonra, emperyalizmin İslami yeşil kuşak politikası ile bölgesel denetimini geliştirmek-pekiştirmek ekseninde yaratımında olmazsa olmaz katkıları olan ABD, bu imkanlardan sonuna kadar istifade ederken, İslami örgütlerle çatışmalara girmekte de kendini kaçındıramadı.

Bölgede finansal gücü en yüksek olan Suudi Arabistan’ın bu gücü, onun ekonomik gelişmişliğinden değil de yer altı zenginliklerinin sonuçları olması; ondaki devlet yapısını modern toplum yapısının sonuçları olarak değil de, hanedanlık temelli devlet yapısı olması nedeniyle; devlet sorunu olan geçmişin devleti konumundadır.

Malezya ise; her ne kadar ciddi kapitalist ekonomiye sahipse de nüfus bileşiminde İslamiyetten başta dinlerin güçlü toplumsal orana sahip olması İslami modern devletin dinsel engelleri olarak orta yerde durmaktadır. Ayrıca, Malezya’nın İslami coğrafyanın uzak çeperinde olması, onu İslam aleminde stratejik değerden yoksun hale getirmektedir. Keza; Osmanlı ve Fars devlet yaşanmışlığı geleneklerine sahip olmaması da Malezya’nın bir başka eksisi konumudur.

İslami coğrafya, ekonomik yapı olarak geç gelişme ekonomileri halindedirler. Bu da, bu coğrafyanın emtia ve finansal olarak emperyalizmin ilgisine uğramaktadır. Kaldı ki buralardan İran-Suriye ve Libya; kapitalizmin finansal ve endüstriyel denetimi altına girmemiş ülkeler olarak orta yerde durması, emperyalizmin bu ülkelerin siyasal sınırlarına olan ilgisini ayrıca arttırmaktadır.

Kapitalizmi emperyalizmle iç içeleşmiş, nüfusunun tamamına yakını Müslüman, coğrafi konumu İslami toplumlara merkezi durumda olan Türkiye, İslami sermayenin dışa açılma dönüşümünü sağlaması, kapitalizmin ilişki biçimleri ve kültürel formasyonunu tamamlamış olması: TC’yi İslami Moderne Prense dönüştürmenin alt yapı koşullarıdır.

ABD emperyalizminin İslami alemde toplumsal tepki almada en üst sıralarda olması ve askeri güçlerini aktif bir şekilde İslami coğrafyada tutması-kullanması, aynı zamanda askeri birliklerinin risk altında yaşamaları ve bunun sonuçlarıyla da karşılaşmalarının getirdiği ABD iç basıncıyla, askerlerini çekme politikası; Türkiye’ye yeni görevlendirmeler yaratmıştır.

Cemaat ittifakı AKP hükümeti, diyanet faaliyetlerini ve etki etme alanlarını devamlı olarak genişleterek toplumda; kültürel, siyasal ve sosyal değiştirmeler yaratmaya çalışmaktadır. Gençlere İslam dinini öğreteceğim diyerek, dönüşümün temellerine harç döşemeye çalışmaktadır.

İslami coğrafya içerisinde, siyasal İslamın emperyalizmle en iyi bütünleşmiş kesimi Türkiye siyasal İslamcıları ve İslami sermayesidir.

Bu toplamlar üzerinden bakıldığı zaman, ABD’nin; kapitalizmle içselleşmiş İslami Modern Prensinin yaratılabileceği tek yer Türkiye topraklarının bu halidir. Burada kurulacak olan İslami modern prens; İslami akımların dönüşmesine katkıda bulunabileceği gibi, İslami sermayenin kendisini sisteme uyarlamasının yol haritasını sunmaktadır.

Cemaat ittifakı AKP hükümeti:

Karşı çıktığı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK)na,

Yok olmasını istediği Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK)e,

Vesayet rejimlerine karşı çıktığını ifade ederken kendini vesayet/dayatma haline getirmesi ile,

Ele geçirdiği kurumların tümüne, sahip olmanın yarattığı imkanlardan dolayı sonuna kadar sahip çıkmaktadır.

Kurmuş olduğu özel yetkili mahkemeler ile; insanlar ne ile suçlandığını bilmez hale getirilmekte, yaratılan suçlarla insanlar ceza hükümleriyle karşı karşıya bırakılmaktadır.

İslamın modern prensi yapılmaya çalışılan Türkiye:

Türk ulusuna kazanılmış bir hak olarak sunulan hakim-i millet kazanımı; Türkiye’nin demografik yapısının zenginliği, bu kavramı demokrasinin önüne baraj konumuna getirmektedir.

TC İslami referanslar üzerinden düzenlenirken, bu geçmişte de olduğu gibi Hanifilik mezhebi hakim-i mezhep olarak sistem yürütülürken; her ne kadar tamamına yakın Müslüman olduğu söylense bile, bu başka dinlerin de bu topraklarda yaşam halinde olduğu gerçeğini değiştirmez.

Kaldı ki, İslami inanışlar içerisinde Şafilik gibi geniş toplumsal tabana sahip mezhepler de buranın gerçeğidir. Ayrıca, ister İslami anlayış içerisinde olsun, isterse olmasın büyük bir toplumsal kesim de Alevi inancıyla bu toprakların gerçeğidir.

İslami modern prens; Türkiye topraklarının var olan sorunlarından kurtarmayacak aksine çelişkilerin daha da derinleşmesine zemin olacaktır.

İslami coğrafyadaki mezhepsel farklılıkların Türkiye’nin de içerisinde yaşadığı coğrafyada keskin olması; Türkiye’nin iç siyaseti ile dış siyasetini iç içe ve karmaşık hale getirecektir.

(x) İslamiyetin kapitalizmle reforme olmuş kapitalizmin devlet biçimi.

 

Diğer yazıları

Toplumunu hasta eden devlet – Ali Sarıtepe

Toplum ya da toplum kütleleri üzerinde yükselen ve bir...

“Anayasayı askıya aldım” devlet biçimini dönüştürme eylemliliğidir – Ali Sarıtepe

Bundan önceki makalede “Demokratik Özerklik Devlet Biçimini Dönüştürme Talebidir”...

Demokratik özerklik devlet biçimini dönüştürme talebidir – Ali Sarıtepe

Üretim ilişkisinin karşılığı olan devlet tipi içerisinde çok çeşitli...

Bezginlik ve bezginleşmek – Ali Sarıtepe

Kişinin bir şey karşısında, devamlılık arz eden bir şey...

Orantılı şiddet, orantısız şiddet ve devlet terörü – Ali Sarıtepe

Kullanılan kavramın her iki halinin de ortak paydası vardır,...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,967TakipçilerTakip Et
807AboneAbone Ol

Son eklenenler

Putinizm: Faşizmin Yeni bir Biçimi mi? – Ilya Budraitskis

Vladimir Putin, Rusya Federasyonu’nun başkanı ya da Rusya hükümetinin...

Alman militarizminin yükselişi, zorunlu askerlik ve tarihteki izleri – Yücel Özdemir

Almanya’da son birkaç yıldır “Avrupa’nın en büyük ordusu” olma...

Kuzey Kıbrıs’ta hayat pahalılığı isyanı: Meclis kilitlendi, sokak karıştı! – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs’ta hükümet, eylemlere neden olan hayat pahalılığı ödeneğini...

Seçimlerde sona gelirken – Özkan Yıkıcı

Artık dünya Orta Doğu savaşına yoğunlaşırken, arada gündem olacak...

Felaketten mücadeleye: Tarihsel Materyalizm İstanbul Konferansı – Ecehan Balta

Bu yıl üçüncüsü yapılan Tarihsel Materyalizm İstanbul 2026 konferansının...

İran savaşı bitti mi? – Evren Balta

Askeri gerilimde önümüzdeki günlerde bir gerileme yaşanması muhtemel. Ama...

Ateşkes mi, mola mı? – Hediye Levent

ABD-İran-İsrail savaşına dair ateşkes açıklamalarını ve haberlerini okurken aklıma...

Canlı yayın