18 Ocak 2026, Pazar
8.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarÖzkan YıkıcıTürkiye’den İspanya’ya dünya dönerken - Özkan Yıkıcı

Türkiye’den İspanya’ya dünya dönerken – Özkan Yıkıcı

Kuzey Kıbrıs’ta havalar gibi ben de etrafta dalgalanıyorum. Ahalideki anlık sözler ve sorası çelişen davranışlarla sanki bana “sana ne de durmadan dünyayı yazıyorsun” sorusunu soruyor. Bu kadar ilgisizlik ve diğer yandan onca çöküş gerçeklere karşın sığlaşan siyaset resmi, zaman zaman endişeler de yaratıyor. Dayak yemenin de adamına göre Terör veya özgürlük olarak nitelendirilen bir yerde dünyayı yazmak zor. Ama yine akşamın ufkunda gece başlarken, kendime kendim söz vermişçesine yeniden makale için konulara dalıyorum. Bir anlamda yaşamın dünyasını kısa makale içine alma hesabıyla çok bilgi yorum ve az köşeme yazı yetiştirme uğraşına giriyorum. Bakıyorum ki artık Elçinin dahi direk sorsanız söylediği siyasetteki bizim kilerin parodi dahi denilmeyecek davranışları ile kaybolup giderim. Ama görürüm ki ne direk bizi her yönüyle etkileyen, içsel gerçeğimiz olan Türkiye’deki konular yazılıp yorumlanıyor, nede bol bol adını kullanıp kimilerine de köşe döndüren Ab içindeki son durumlar konuşuluyor. O zaman da aklım kısa makaleye Türkiye ile ispanyayı yazmam gerektiğini dayatarak işe başlıyorum.

Elçisiyle ve askeri gücüyle sadece değil, burada yaşayan çoğu insanın 12 Haziranda Türkiye’ye gidip oy kullanacağı seçim koşulları iyice gerildi. Hani hep övülen şu Orta doğu modeli veya bizim işbirlikçilikten öteye gidemeyen siyasetçilerin “et tırnak” dedikleri Türkiye’de seçimler bu kez bir başka oluyor. YGS skandalı ile liseliler önce şifre sora bildirilen sonuçlarla adeta çalkalandı. Ama bildik yeniden bildik yerde kaldı. Hep övülen internet ise adeta artık bazı sitelere ulaşılamaz tartışmaları başladı. Kürt sorununda hem gerilim hem de seçim sorası oldukça çelişkili beklentiler yaşanıyor. Hele adı çok söylenen ama seçim meydanlarında dahi direk ip ucu verilmeyen Anayasa deyişimi de gündemde. Ama meydanlarda sert sözler ve olmadık ifadeler hep kemikleşme ve ötekileştirme ile reklamın kuralları oynanıyor. Yalnız son seçimlerde güneyde gördüğümüz en azından liderlerin medya önündeki karşılıklı tartışması hiç olmadı. Oysa son dönemler hariç genelde bu tip tartışmalar Türkiye’de en azından birkaç kez yapılıyordu.

Türkiye’de seçimlerde çirkin bir kural da siyasal ayara konuluyordu. Cinsel ilişki kasetleri: Önce Baykalı dokunulmaz denilen yerden indirip CHP ayarı yapılırken, şimdi de MHP dizayn ile adeta AKP eksenli yeni düzenleme oluyordu. Bunları elbet kimisi tekil olarak ele alıp ona dokununca karşı, başkasına göre de diğer kurallar ele alındı. Bu nedenle Deniz Baykal ile MHP vekil görüntüleri tamamen zıt eksende ele alındı. Ama kesin olan bir gerçek vardır. Bu seçim döneminde Türkiye’de sorunlar başka ve meydanlar oyunlar bambaşka oluyordu. En utanç belgesi ise Erdoğan’ın Romanlarla buluşma gününde parasız eğitim pankartı asan 2 öğrencinin 14 aydır hapiste olmalarıdır. Hem de sırf bedava eğitim nedeniyle tam 15 yıl hapis istenmektedir. Her nedense insani veya özgürlük nutku çeken merkezi siyasiler bu utanca hiç deyinmedi. Sosyalistlerin eksiklikleri ve yaratılan kamu oyunun ürünleri olarak karşımıza geliyor. Belli olan seçimler gelecek anayasa ve Kürt dinamiklerinin sorunlarıyla devam edeceği oluyor. Ama her konuda tamamen Türkiyeleşen ve oradan gelecek yeni talimatlarla yapılanacak Kuzey Kıbrıs’ta ne şimdiki seçimler, nede sonuçları hiç yorumlanmıyor, haber yapılmıyor. Sanki uzay ötesi gelişmeler olmaktadır. Yeni Oligarşik yapının ve bölgesel model Türkiye’yi beklide dünyada en az haber yapan bizim burası oluyor. Sadece buradaki resmi siyaseti öven demeçler dışında.

Türkiye seçim ortamıyla gerilim ve diğer yandan sorunlar tırmanırken, ispanya devamı halinde yeni tarih sayfası yazma adayı oluyor. Geçen hafta sonu yapılan ispanya yerel seçimleri dünya medyalarınca şöylesine olsa da haber yapıldı. Özelikle sadece sayısal sonuçlarla yorum yapıp önümüzdeki yıl genel seçimleri tartışma yeğledi. Sosyalistlerin kaybetmesi ve muhafazakarların ayni oyu almasına karşın oy kaybeden sosyalistler karşısında kazanma tablosu dahi doğru dürüst yorumlanmadı. Oysa ispanyayı izleyen birisi sadece yerel seçim rakamları değil, sokaktaki protestonun etkisini de belirtmesi gerekiyordu. Resmen emperyalist manipüle oyunu oynandı. Sadece Halkçı parti kazandı, sosyalistler kaybetti ile yetinildi. Halbuki ispanyada devamı gelirse yeni sosyal dalgadan söz etmek gerekirdi.

İspanya borçlar sorunu nedeniyle dayatılarak kemer sıkma politikası uygulanan ülkelerden bir oluyordu. 15 Mayıs tarihinde onbinlerce genç sokaklarda gösteri yapıp sistemin değişmesini savundu. Hareket devamlaşıp çadırlar kuruluyor ve halkı seçimlere katılmamaya ve boykot yapmaya çağırdılar. Böylelikle duyarlı kesim ve sistemi eleştirenler sandığa gitmedikleri için de Halkçı parti eski oyunu almasına karşın kendini ezen Sosyalist partinin seçmeni sandığa gitmediği için Y.10 farkla ve hiç almadıkları Sevilla gibi yerel belediyeleri de alarak başarılı oldular. Burada temel neden ise 15 Mayıs hareketi olarak “Hemen gerçek demokrasi” hareketinin etkisi hiç söylenmedi. Oysa ispanyada yeni sokak hareketi ile resmen sistemde deyişim isteyen protesto olayı tırmanıyordu. Seçim günü de sokaklarda gösteriler yapıyorlardı.

Sistemin değişmesini, 2 partili anlayışın yıkılmasını, kemer sıkmaların yok edilmesini, bankacılarla siyasetçilerin tutsağı olmaktan kurtulmasını haykırıyorlardı. “Para var ama hırsızlar aldı, kapitalist sistem krizin nedeni, piyasayı biz seçmiyoruz, krizi sermaye yaratı bedelini biz ödemeyeceğiz, 2 partili tutsaklığa hayır”  gibi sloganları atıyorlardı. Bu tepkiler bazı Avrupa ülkelerinde de destek buldu.

Şimdi merak edilen; Sokakta olan ve çadırlarla direnmekte kararlı olan hareketin daha örgütlenip ileri aşmaya mı gelecek yoksa yavaş yavaş sönecek mi? Sorulan bu soru bir anlamda ispanyadaki gelecek siyaseti de şekillendirecektir. Şimdi 2 resmi siyasal partinin birisi hükümet diğeri bölgesel alanda başarısızlıklara devam ederken, yeni alternatif sistemi değiştirecek güç oluşacak mı? Bana bu durum hep şu basit uyarıyı yapıyor: ispanyaya dikkat!

 

Diğer yazıları

Kıbrıs pencerelerinden içeriye sızanlarla – Özkan Yıkıcı

Bir Lefkoşa gecesine daha girdim. Bugünkü tuhaflık, ama ileride...

Grönlandlı Olsaydım – Özkan Yıkıcı

Şu anda elbet ben Grönlandlı olamazdım. Bırakın olmayı, oraya...

Emperyalist gangsterlik dönemi mi? – Özkan Yıkıcı

Özellikle ikinci Trump dönemiyle tırmanan müdahale stratejisi süreci hızlandırıldı....

Gevezelik yapar gibi olup gerçeklerle harmoni düzenlemesi – Özkan Yıkıcı

Yeni yıla girdik. Dünya kaynıyor. Emperyalist çağın neoliberal süreci,...

Sorun İran’la başlarsa – Özkan Yıkıcı

Gerçekten, bazı ülkeler vardır ki adı dahi duyulunca okyanuslaşır....
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,997TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Chávez’den Maduro’ya: 21. yüzyıl sosyalizminin yükselişi ve çöküşü (2) – Özgür Orhangazi

Chávez döneminde uygulanan ekonomi politikaları, petrol gelirlerinin yeniden dağıtımına...

Venezuela, MAGA ve Çin – Cihan Tuğal

Orta büyüklükte bir ülkenin cezalandırılması Trump’ın hanesine yazılan bir...

Kıbrıs pencerelerinden içeriye sızanlarla – Özkan Yıkıcı

Bir Lefkoşa gecesine daha girdim. Bugünkü tuhaflık, ama ileride...

Diktatörler gitsin ama! – Yücel Vural

Dünya’nın büyük bir bölümünde büyük bir karmaşa yaşanıyor. Bunun adını,...

ABD ile Avrupa arasında ‘Grönland savaşı’ mı çıkacak? – Yücel Özdemir

ABD Başkanı Trump geri adım atmadığı takdirde “Grönland sorunu”,...

TRT nefret kuşağı: ‘Gökkuşağı Faşizmi’ – Gözde Bedeloğlu

2015 yılında ilk kez polisin plastik mermi, biber gazı...

Grönlandlı Olsaydım – Özkan Yıkıcı

Şu anda elbet ben Grönlandlı olamazdım. Bırakın olmayı, oraya...

Canlı yayın