Güney Kıbrıs’ın ikinci liginin puan tablosuna baktığınızda acayip bir takımla karşılaşıyorsunuz: Sovyetler Birliği’nin armasından esinlenen yonca logosuyla dikkat çeken Halkın Atletik Kulübü Omonia 29 Mayıs, ya da kısaca PAC Omonia 29M.
İyi hoş, ama birinci ligde de Omonia ismiyle yarışan, yonca logolu bir başka yeşil-beyazlı takım daha var? Aradaki fark bizi Ada’nın toplumsal mücadeleler tarihine ve mülkiyet sorununa götürüyor…
Önce geçmişe gidelim…
Omonia, Kıbrıs için ‘komünizm’ ile eş anlamlı bir takımdır. Çünkü Kıbrıs futbolunda APOEL ile Omonia arasında şekillenen en büyük rekabetin kökleri Lefkoşa’nın sınıfsal arka planına dayanır. Hem de öyle basit bir ‘işçi sınıfı – burjuva takımı’ derbisinden de çok daha keskin bir şekilde bu iki takım birbirinden ayrılır.

Yunanca ‘harmoni, birlik’ anlamına gelen Omonia, 1948 yılında Kıbrıs’ta İngiltere destekli sağcı güçlerle komünistler arasında yaşanan çatışmanın ortasında doğar; APOEL kulübünün antikomünist bir telgraf yayımlamasını protesto eden ve bu nedenle ‘hain’ denilerek ihraç edilen futbolcular ve üyeler tarafından kurulur. Logosundaki direnç simgesi yoncayla faşist ve milliyetçi eğilimlere karşı alternatif bir spor kulübü inşa etmeyi amaçlayan Omonia, kısa sürede kentin yoksul ve emekçi kesimlerinden büyük destek görürken, APOEL ise tam tersi istikamette konumlanır. Kıbrıs futbolunun en köklü ‘sınıfsal’ rekabeti böylece başlar.
Omonia takımının tribünleri de bu mirasla adından sık sık söz ettirir: Orak çekiçli koreografilerden Soma Katliamı olduğu zaman da göçük altında kalan işçilerle dayanışma mesajlarına… Fakat 2010’lu yıllarda yönetim, kulübü Amerikalı-Kıbrıslı milyoner Stavros Papastavrou’ya satma kararı aldığında her şey değişir. Biriken borçları gerekçe göstererek yaşanan bu devir teslim sonucunda Omonia’nın taraftar mülkiyetinde olan bir takım olmasını gerektiğini savunan Gate 9 taraftar grupları ayrılma kararı alır. Ardından 2018 yılında ‘limited şirketi altında bir Omonia’ yerine ‘halkın takımı Omonia’ yani PAC Omonia 29M kurulur.
En alt kademede başlayan yolculuk binlerce taraftarın fanatik desteğiyle hız kazanır. Takım üç yıl üst üste lig atlar, iki kez lig şampiyonluğu yaşar. Ardından dişli bir kulüp olarak İkinci Lig’e demir atar. Bugün birinci lige yükselmek için mücadele eden Omonia 29M, belki gelecek senelerde hem tarihi rakibi APOEL’e hem de şirketleşmiş Omonia’ya rakip olabilir…

Dikkat çekici olan şey, kulübün tamamen taraftarlar tarafından organize ediliyor oluşu. Her mayıs ayında tüm üyelere açık genel kurul düzenleyip yeni yıl bütçesi oluşturuyorlar. Transferlere harcanacak milyonlarca avroya sahip değiller; kulüp ekonomisi sırtını sadece taraftarlarca satılan ürünler, toplanan bağışlar ve maç bileti satışlarından elde edilen gelirlere yaslıyor. Bunun yanı sıra sponsorluklar da kullanılıyor.
Gelelim şirketleşen Omonia’ya… Aslında son derece sportif anlamda kulüp istatistiklerde ‘başarılı’ bir profil çiziyor: 2020 ve 2021 sezonlarında şampiyon oldu. Daha sonra da Avrupa’da mücadele etme şansı kazandı. Hâlâ sol kültürü koruyan taraftarı da bütün olarak Omonia 29M’ye geçmiş değil. Fakat Cyprus Mail’in haberine göre her geçen gün ‘eski’ ve endüstriyel olmayan futbol özlemi çeken Omonialılar kendilerini desteğe geliyor.
Kimilerine göre Omonia’da yaşanan ayrımın arkasında Emekçi Halkın İlerici Partisinin (AKEL) siyasi çizgisinin de rolü var. Omonia’da tarihsel olarak önemli söz sahibi olan parti, Güney Kıbrıs için önemli bir siyasi aktör. Bugün ikinci büyük parti konumundaki AKEL, 2016 yılından beri ciddi bir oy kaybı yaşıyor. Gate 9’daki taraftarlara göre Omonia yönetimindeki AKEL üyeleri özelleştirme kararını getirerek ‘Kulübün ideolojik ilkelerini çiğnedi’. Bu kararı savunanlarsa ‘gerçekçi’ bir politika izlediklerini, aksi takdirde kulübün borç batağından çıkamayacağını söylüyor.
Belki bu olaylar bir açıdan merkeze kayan solun yaşadığı krizin yeşil sahalardaki yansıması olarak okunabilir. Ancak ayrılık kararından öte Omonia 29M’nin yapısı başlı başına dikkat çekici. Futbolun giderek daha fazla paralarla, daha endüstriyelleşmiş döndüğü bir dünyada sadece bir alternatif sunmuyor, aynı zamanda destek verildiğinde bu alternatifin sportif olarak da başarılı olabileceğini söylüyor.



