iktibasGözde BedeloğluKamu görevi şansa bırakılamaz - Gözde Bedeloğlu

Kamu görevi şansa bırakılamaz – Gözde Bedeloğlu

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

Bugün 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümü. Resmi rakamlara göre 11 kentte 50 binden fazla insan öldü. Yakınlarını, evlerini, sağlıklarını kaybedenlerin adalet arayışı sürüyor. Deprem bölgesinde şartlar hâlâ çetin. Toplam 126 bin 583 konteynerde, 360 bin 455 kişi yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Çocuklar ve şifa arayanlar, suyun çamurun içinden geçerek yine konteynerden oluşan okullara, sağlık ocaklarına gidiyor. Şehirler toz toprak içinde. Memleketi saran yoksulluk, deprem bölgesinde daha da sert hissediliyor.

Geride kalan üç yılın özeti planlı, organize, bilimsel çözümlerle nitelikli yaşam alanlarının oluşturulması; fiziksel ve psikolojik ihtiyaçların hızla karşılanması ve de deprem davalarının adalet duygusunu pekiştirerek tamamlanması olmalıydı.

SİMGE DAVA: GRAND İSİAS OTEL

Adıyaman’daki Grand İsias Otel, depremin simge davalarından biri. Aralarında, Kuzey Kıbrıs’tan voleybol turnuvası için gelen 26 çocuğun da olduğu 72 kişi, saniyeler içinde kum dağına dönen betonun altında kalarak hayatını kaybetti.

İstanbul Teknik Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden bir grup akademisyen tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre binanın deprem yönetmeliğine göre yapılmadığı tespit edildi. Projeye aykırı şekilde binaya sonradan kat ilave edilmişti. Statik hesap raporu ve sonuçları, otelin deprem güvenliğini değerlendirmek için yeterli değildi. 1999’dan itibaren zorunlu olduğu halde otelin zemin etüdü yapılmamıştı. Raporda, Grand İsias Otel, “1998 Deprem Yönetmeliği’ne göre yapılmış olsaydı, bu depremde yıkılması beklenmezdi” dendi.

GEREKÇELİ KARARDA ‘ŞANS’ SAVUNMASI

Kaçak katları, ruhsatsız yapıları yasallaştıran imar ‘barışı’ ve yetkili bakanlıklar hiç sorgulanmadı. İsias Otel ise kamu görevlilerinin yargılandığı az sayıdaki deprem davalarından biri oldu.

Mahkeme, Yapı Ruhsatında Proje Kontrollerinden Sorumlu dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Osman Bulut, Ruhsat Büro Şefi Bilal Balcı, Plan Proje/İmar Müdürü Mehmet Salih Alkayış’a ‘bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma’ suçundan 10 yıl hapis cezası verdi ancak tutuklanma taleplerini reddetti. Üç sanık adli kontrol şartlarıyla serbest bırakıldı. Adıyaman Belediyesi İmar Müdürü Yusuf Gül, ruhsat birimi görevlileri Abdurrahman Karaaslan ve Fazlı Karakuş ise beraat etti.

6 Şubat depremlerinin yıl dönümüne üç gün kala açıklanan gerekçeli kararda mahkeme sanıkların ‘olası kast’ yerine ‘bilinçli taksir’ suçundan ceza verilmesini ‘şans’ faktörü ile açıkladı. Depremin öngörülebilir olmasına rağmen sanıklar  depremin gerçekleşmeyeceğini düşünüp şanslarına güvenmişler. Kısacası ‘olmaz diye düşünmüşler!’

İNSAN HAYATI ŞANSA BIRAKILAMAZ

Kamu görevi şansa bırakılacak bir iş değil. 26’sı çocuk 72 insan öldü İsias Otel’de. Kaldı ki, mahkemede kanıtlandığı gibi, mesele binanın yapımında kullanılan betonun demirin kalitesinden ibaret değil; yapı ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesinde, yani iki önemli resmi evrakta sahtecilik yapılmış. Zemin etüt raporu yok, kaçak kat çıkılmış, statik proje olmamasına rağmen “var” denmiş, yapı izni yokken bina yapılmış.

Ancak gerekçeli kararda, kamu görevlilerinin Adıyaman’da daha önce bu büyüklükte bir deprem olmadığını düşünerek işi şansa bıraktığı belirtilmiş. Bina sahte ruhsatlarla otele dönüştürülmüş. Yönetmeliğe aykırı şekilde yapılmış, yıkım kararı yerine para cezası kesilmiş. Bu, sonucu kabul etmek anlamına gelmez mi?

OLASI KAST: İHMALE YER YOK

Deprem davalarında kamu görevlilerinin neredeyse otomatik biçimde taksir hükümleri kapsamında değerlendirilmesi, yaşanan yıkımın ağırlığıyla ve üstlenilen kamusal sorumlulukla örtüşmüyor. Oysa yapı güvenliği, denetim ve ruhsat süreçlerinde görev alan kamu görevlilerinin verdikleri kararların, doğrudan insan hayatını ilgilendirdiği herkesin bildiği bir gerçek. Eksik denetlenen, mevzuata aykırı olmasına rağmen göz yumulmuş yapılarda hayatlar yitiyor.

Türkiye bir deprem ülkesi. Hepimiz bu gerçeği biliyoruz. Dolayısıyla kimse “sonucun böyle olacağını öngörmedim” diyemez. Bilimsel raporlar, geçmiş depremler ve yürürlükteki mevzuat açıkça gösteriyor ki yapı güvenliğine ilişkin ihlaller, deprem hâlinde ölümcül sonuçlar doğuruyor.

Buna rağmen denetim yapılmıyorsa, açık aykırılıklara göz yumuluyorsa, bu artık basit bir ihmal değil; bilinen bir tehlikeye rağmen susmayı, görmezden gelmeyi tercih etmektir. İşte tam da bu nedenle, deprem davalarında kamu görevlileri açısından ‘bilinçli taksir’ kavramı yetersiz kalıyor. Çünkü burada ‘olmaz diye düşünme’ değil, ‘olabileceğini bilerek görevini yapmama’ söz konusu. Ceza hukukunun diliyle ifade edecek olursak, bu durum olası kasttır.

ADALETSİZLİĞİN BEDELİ YENİ FELAKETLER

Aksi yöndeki her uygulama, sorumluluğu azaltmakla kalmıyor; aynı zamanda toplumda derin bir adaletsizlik duygusu yaratıyor. Caydırıcılığını yitirmiş bir ceza sistemi ise yeni felaketlerin de zeminini hazırlar.

Deprem davaları sadece bireysel acıların değil, kamu düzeninin ve toplumsal güvenliğin de konusu. Bu nedenle, kamu görevlilerinin sorumluluğu değerlendirilirken daha cesur, daha gerçekçi ve toplumun adalet beklentisine daha yakın bir yaklaşım benimsenmeli. Depremler doğal olabilir; ama denetimsizlik ve cezasızlık asla!

Diğer yazıları

Yürüyüş yasak, ölüm serbest – Gözde Bedeloğlu

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Gezi’nin korkusuyla, Taksim...

Türk Telekom ve Kıbrıs’ta Dijital Egemenlik Tartışması – Gözde Bedeloğlu

Kuzey Kıbrıs ve Türkiye arasında imzalanan “Fiber Optik Altyapısının Geliştirilmesi ve...

Kuzey Kıbrıs’ta diploma davası Meclis Başkanı’na uzandı – Gözde Bedeloğlu

MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal ve eşi Ece Uysal’ın...

İsias’tan Kıbrıs’a taşınan adaletsizlik – Gözde Bedeloğlu

Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025 günü çıkan...

Hrant Dink’siz geçen 19 eksik yıl! – Gözde Bedeloğlu

Doğduğu Malatya’dan beş yaşında geldiği İstanbul’da, iki kardeşiyle beraber...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,987TakipçilerTakip Et
787AboneAbone Ol

Son eklenenler

Farklı Bir İhtimalin Yasını Tutmak – Neşe Yaşın

Bu hafta size aktarmak istediğim bir çocukluk anım var....

Kolonyalizm-Artığı İngiliz Üsleri Gayrimeşrudur! – Niyazi Kızılyürek

ABD ve İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını hiçe sayarak İran’a...

Kadının İnsan Hakları; eleştiriler ve 8 Mart – Deniz Düzgün

8 Mart Kadın hakları günü çerçevesinde birçok söylem, organizasyona...

İngiliz Üsleri, Gıprız, Kolonyalizm – Halil Karapaşaoğlu

Gıprızlı Köleler Son 2000 yıldır Gıprızlılar hiş özgür olmadı. Bunun...

Haysiyet savaşı! – Fehim Taştekin

Soykırımcı-Esptein koalisyonunun İran’a karşı başlattığı savaşın ilk haftası, ağır...

ABD’nin işgal kılavuzu – Kavel Alpaslan

ABD’nin askeri müdahaleler tarihi çeşitli aktörlerle dolu: Bazen devrimciler,...

İran füzeleri Washington’da şimdiden çatlaklar açıyor – Aras Coşkuntuncel

ABD ana akım medyası, rejimin bileşenlerinin çoğunluğunda yani kapitalist...

Yürüyüş yasak, ölüm serbest – Gözde Bedeloğlu

Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Gezi’nin korkusuyla, Taksim...

Canlı yayın