22 Ocak 2026, Perşembe
9.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarÖzkan YıkıcıVenezuela müdahalesinden genele, bazı kaçırılan gerçekler - Özkan Yıkıcı

Venezuela müdahalesinden genele, bazı kaçırılan gerçekler – Özkan Yıkıcı

Son yıllarda aslında Venezuela konusu sık sık gündeme geliyordu. Geçen yıl başlayan ikinci Trump döneminde ise konu tırmandırıldı ve açıkça müdahale edileceği belirtildi. Öyle şakadan ya da laf olsun diye değildi. Beraberinde argümanlar da oluşturuldu. Pratik müdahale suçlamalarla iyice ısıtıldı. Algı oyunları ısrarla yayıldı. Sonuçta sene bitmeden artık müdahalenin an meselesi olduğu anlaşıldı. Nitekim yıl bitip tam da yeni yıla girilirken, yeni yöntemlerle hem Maduro’lar yakalanıyor, korsanca kaçırılıp Amerika’da yargılanmalarına kadar süreç hızla işletiliyordu.

Tüm bu zaman diliminde, sistemin genel olarak nasıl yeni enstrümanlarla politika yapacağının pratik kanıtları da sunuldu. Bu bir anda olmadı. İki binli yıllardaki ekonomik finansman krizlerinin dalgaları üzerinden şekillendirildi. Öyle bir algı oyunu yapıldı ki Amerika değil, Maduro suçlandı. Sunulan suçların kanıtları yerine suç, kriminal ifadelerle ve “uyuşturucu” simgeleriyle kurgulandı. Sanki her şeyin temel doğrusu buymuş gibi propaganda edildi. Örneğin Venezuela’dan Amerika’ya giren uyuşturucunun, denildiği gibi olmadığı; resmî rakamlarla %5 olması bile bir anlam ifade etmiyordu. Hâlbuki Kolombiya’dan giden uyuşturucu %75 oranındaydı. Olay bu denli nettir.

Bazı önemli sonuçlara değinmeden önce, ufak bir ek düşünce takviyesi yapalım. İnsanlar olayları belirli kaynaklardan öğrenirler. Bazı güncellenen konularda hiç bilgileri yoktur. Sunulan gündeme göre tavır geliştirirler. Şu demektir: Hangi enstrümanlarla öğrenirlerse düşünce de onun üzerinden şekillenir. Eğer konuya dair bilgi yerine, istenilen çerçevede bilgilendirme yapılıyorsa, o zaman oluşan gündem de “biliyormuş” havasıyla yorumlanır. Bu yanlışlar ve eksikler çoğu zaman medya denilen kanallar aracılığıyla oluşur. O zaman denetlenen ve siyasal yörüngeli medya yayınları yalnızca bilgi değil, kültürel ve ideolojik etkileme gücüne de ulaşır.

Bunu şimdi Venezuela üzerinden somutlaştıralım. Kıbrıs penceresinden de yaklaşalım. Bilgisi olmayan ve konuyu duyunca yalnızca kulak misafiri olanlar, ister istemez Trump’ın gerekçeleriyle donanacaktır. Konulan damgalar ve yapılan suçlamaların gölgesinde kalacaklardır. Buna bir de sorgulama yerine ezber öğretisi eklenince, kolayca Amerikan yanlısı duruşlara da gelinecektir. Nitekim çoğu medyada, adına akademisyen unvanı eklenmiş kişiler bile sıkılmadan bu ezberi tekrarlar; Maduro’yu suçlayıp Venezuela’nın ne kadar kötü durumda olduğunu anlatırlar. Siyasal gerçeklik yerine, iki eşit taraf varmış gibi konuşulur. En basit ilke bile yok sayılır: Bir devletin başka bir devlete saldırıp, başkanını esir alarak kendi yargısına götürmesi eleştiriden uzak tutulur; “iki taraf” söylemi ve Maduro suçlaması öne çıkarılır.

Kıbrıs’ta buna bir şey daha eklenir: Nedense biz, dışarıdan çözüm bekleme kültürünü çoktan içselleştirdik. Maduro’ya saldırmak kolaydır. Ama iş Amerika olunca, başta kendilerine “foncu” dediğimiz kesimler, bu müdahalelerin adaya barış getireceğini savunur. Hatta çekinmeden Trump’ın buraya da müdahale edip çözüm üretmesini alkışlamaya hazırdırlar.

Aslında önemli bir siyasal-askerî müdahale sıçrama dönemini aşıyoruz. İkinci Trump dönemiyle birlikte, ülke yöneticilerinin öldürülmesi ya da tutuklanması kısa sürede normalleştirildi. İlk olarak İsrail bunu Orta Doğu’da uyguladı. Yeri geldiğinde Süleymani gibi askerî figürlerin öldürülmesinde Amerika başrol oynadı. İsrail geçen yıl bazı siyasal liderleri hedef aldı; tepki yerine alışkanlık gelişti. Hatta İran’a yönelik saldırılarda, dinî lider Hamaney’in öldürülebileceği iddiaları bile ortaya atıldı. Bunu Amerika’nın engellediğini Trump bizzat açıkladı. Ardından şimdi de Venezuela Devlet Başkanı Maduro, sarayı basılarak ve başkent bombalanarak alındı, oradan Amerika’ya getirildi.

Tehditler bununla da sınırlı kalmadı. Kolombiya’dan Grönland’a kadar birçok yerin hedefte olduğu açıklandı. Hukuk devleti ilkeleri adeta yerle bir edildi. Açık ilhaklar ve müdahaleler peş peşe, çekinilmeden dile getirildi. İran konusunda sergilenen tutum, Venezuela’da algılarla kuşatma ve saldırı pratiğiyle birleşince, daha ileri adımların da zemini hazırlandı. Bunların ileride devam edeceği açıktır. Zaten Trump göreve başlarken simgesel bir adım da attı: Savunma Bakanlığı’nın adı “Savaş Bakanlığı” olarak değiştirildi.

Yeri geldiğinde konu açıkça ifade edildi. Sürekli Maduro karşıtlığı yapılırken, bir anda Venezuela’yı kendilerinin yöneteceğini ve petrolü alacaklarını çekinmeden söylediler. Venezuela petrolünün Amerika’ya ait olduğunu rahatlıkla dile getirdiler. Bu rahatlığın nedeni ise açıktı: Amerika bu adımları atarken, tıpkı İsrail’in Gazze’deki uygulamalarında olduğu gibi ciddi bir eleştiriyle karşılaşmadı. Demokrasi söylemiyle öne çıkan AB ülkeleri de aynı çizgide durdu. Filistin lehine eylemler dahi yasaklanırken, otoriter uygulamalar yaygınlaştı. Fransa ise daha da ileri giderek, Venezuela’yı yönetecek lideri kendi hesabından açıkladı.

Bu arada bazı bilgilerin yayılması da engellendi. Başta çoğu kişinin hâlâ tarafsız sandığı BBC, Venezuela konusunda bazı alanlarda bilgilendirme yapılmasını yasakladı. Tıpkı geçmişte Filistin meselesinde olduğu gibi.

Kısacası Venezuela krizinin tırmandırılması, yeni dönemin emperyalist politikasının önemli ayaklarından biridir. Olayı yalnızca Maduro ile sınırlamak yanıltıcı olur. Bu tür eylemler sıklaşırken, başka ülkeler de hedef gösteriliyorsa, bunun bir stratejinin sonucu olduğu açıktır. Çok uzağa gitmeye gerek yok: Geçen yıl sonunda yayımlanan Amerikan güvenlik stratejisinde, bugün yaşananların işaretleri açıkça vardı. Olayı sistem politikası olarak görmedikçe ve temel uygulayıcının amacını doğru tanımlamadıkça, yanlış değerlendirmeler sürecektir. Hâlâ bazıları Maduro’yu uyuşturucu suçlamalarıyla anıyor. Oysa Trump, petrol başta olmak üzere Grönland, Kolombiya, Küba ve hatta Meksika’yı kapsayan hedefleri açıkça dile getiriyor. Bunlar günümüz emperyalizminin yeni siyasal hedeflerinin pratiğe dökülmesidir.

Son nokta: Çin ve Rusya hep alternatif güçler olarak gösterildi. Hatta Maduro kaçırılmadan kısa süre önce Çinli yetkililerle görüştü ve önemli anlaşmalar yapıldı. Dışişleri Bakanı kısa süre önce Moskova’daydı; ortak dayanışmadan söz edildi. Ancak süreç tamamlandığında, sanki hiçbiri olmamış gibi bu iki ülke yalnızca kınama açıklamaları yaptı. Tıpkı Suriye konusunda olduğu gibi. Amerika askerî gücüyle dizaynlarını hayata geçirirken, karşıtlarına da zaman zaman fırsat sunacağı açıktır. Sanırım Ukrayna ve Tayvan konuşulurken, bu iki cümleye dikkat edip hatırlamak önemli olacaktır.

Diğer yazıları

Suriyeli Kürtler – Özkan Yıkıcı

Son dönemde Suriye sık sık konu edilmektedir. Öyle bir...

Yaşatılanlarla İsias Davası – Özkan Yıkıcı

Bazı konular vardır ki hem gerçekleriyle yakar hem de...

Tansiyon düşüyor mu? – Özkan Yıkıcı

Eskisi kadar etrafta dolaşmıyorum. Temaslı olduğum kesimler de sınırlı....

Trump’un son hamleleri neyin işareti oluyor? – Özkan Yıkıcı

Bir anda, kısa bir düşünce derecesinde kaldım. Kaldım diyorum...

Halep sürgünleşmeden, karanlık gerçekler ve kirli bilgi servisleri – Özkan Yıkıcı

Doğu komşumuz Suriye’de yine kalıyorum. Çünkü hem gelişen önemli...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et
761AboneAbone Ol

Son eklenenler

Bir İhtimal Kabare – Filiz Uzun

Sevgili Aliye Ummanel’in yazıp yönettiği “Bir İhtimal Kabare” oyununu,...

Soğuyan kapitalizm, kızışan rekabet: Arktik ve Grönland – Koray R. Yılmaz

İki kutuplu dünya, tek kutuplu dünya, çok kutuplu dünya...

Lenin’in 102. ölüm yıl dönümü: Bir mozolenin ‘eskiye’ kafa tutuşu – Kavel Alpaslan

Kızıl Meydan zihinlerimizde hep ‘Sovyet deneyimiyle’ özdeşleşti: Askeri geçit...

Suriyeli Kürtler – Özkan Yıkıcı

Son dönemde Suriye sık sık konu edilmektedir. Öyle bir...

Yaşatılanlarla İsias Davası – Özkan Yıkıcı

Bazı konular vardır ki hem gerçekleriyle yakar hem de...

“Unutma” Emri – Mertkan Hamit

CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin Aydınlık Gazetesi’ne verdiği röportaja...

Büyük Resmi Görebilmek – Şener Elcil

Olaylara kendi dar penceresinden bakanların çok olduğu bir ülkede...

Grönland’ın eriyen buzulları dünyayı karıştırdı – Özgür Gürbüz

1972 ile 2023 arasında, Grönland’ın yüzde 80’ini kaplayan buz tabakası...

Canlı yayın