Son dönemde Amerika, önüne gelene ya saldırı ya da barış havucu uzatıyor. Fakat yine çoğu iddiasının, “Venezuela gibi”, doğruluğu kanıtlanamadan harekete geçildiğine de tanık olundu. Trump ağzını açıyor, hedefe koyuyor ve sonra, aksilik olmazsa, harekete geçiyor. En kanlı “Gazze soykırımını” dahi desteklediği sır değildir.
Şimdi yine başka bir ülke ismiyle Amerika anılıyor. Tanıdık bir ülke… Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta epey sayıda, değişik isimli insanları var. Nijerya bu defa Amerika ekseninde. Gelen son bilgilere göre ortak saldırılarla ülkedeki “teröristlere” yönelik operasyonlar yapıldı. Ne garip ki kısa zaman önce bu köşede de yazılan Benin’deki darbe girişimi, Nijerya yardımıyla bastırılmıştı. Değişik ortaklık dönemlerinde yaşadığımızın acayip kanıtlarıyla karşı karşıyayız.
Nijerya ismi bize hiç yabancı değildir. Bırakın ülke adını duymayı ya da oradaki gelişmeleri takip etmeyi, şehirlerimizde, sokaklarımızda bolca Nijerya uyruklu gençlere rastlamak mümkündür. Hatta bazı tek yanlı medya benzeri yayınlarda suçlanan kesimler olarak da isimlendirilmektedirler. Ama gerçek şu ki Kuzey Kıbrıs istemese de, kendi uyguladığı politikaların ekonomik bileşkesinde Nijeryalılar yerini almıştır. Onun için, tıpkı günümüz konusu gibi, ülkemizde yaşayan insanlar olmaları nedeniyle ilgili ülkelerde neler olduğunu en azından tam cahil kalmamak adına bilmek gerekmektedir.
Konuyu okurken salt genel dünya değil, ülkemizdeki sosyolojik gerçeklikle de hareket edip olayı yazmaya karar verdim. Hem Amerikan genel politikası hem Afrika gerçeği hem de burada yaşayan Nijeryalılara etkisini aynı yelpazede ele almak önemlidir.
Peki Amerika’nın iddiası neydi ki Nijerya’ya füzeler yağdırıldı? Nijerya hükûmeti önce biraz tereddütten sonra destek verip ortaklaştı. Klasik Trump iddiasıyla algı propagandası başlatıldı. Nijerya’da teröristlerin Hristiyanlara karşı soykırıma varan katliamlar yaptığı öne sürüldü. Buna Amerika’nın göz yumamayacağı belirtildi ve saldırı kararı alındı. Olay sorgulanmadan kısa sürede manşetleşti. Konu Nijerya ve karar Amerika olunca, “terörist” denildiğinde akan sular durdu.
Nijerya kaynaklı açıklamalar ise başka telden geliyordu. Hükûmet ve hatta devlet başkanı dahi bilginin eksik ve yanlış olduğunu belirtti. Boko Haram ve IŞİD saldırıları vardı, ancak sadece Hristiyanlara yönelik değildi. Verilen rakamlara göre öldürülenlerin çoğu Müslümandı. Ama böylesi açıklamalar Trump üzerinde hiçbir etki yaratmadı. Tıpkı Maduro’ya atfedilen uyuşturucu karteli suçlaması gibi… Maduro’ya isnat edilen isimde bir kartelin varlığı dahi ispatlanamamışken, kendisi terör lideri ilan edilmişti. Amerika söz konusu olunca doğruluk fark etmiyordu; yeter ki karşıt eksene konulsun.
Nijerya’da da olan buydu. Tek doğru şu ki Boko Haram özellikle Nijerya’da katliamlar yaptı; kadınları kaçırıp rehin aldı, okulları bastı. Ancak şu gerçek hep gizlendi: Olay din eksenli değildi, her iki kesime de yönelmişti. Nijerya’nın bir özelliği de nüfusunun neredeyse yarı yarıya dinsel ayrışma içinde olmasıdır. Ama tekrar edelim: Trump için bunların anlamı yoktur. Karar verilir ve oradaki hegemonya güçlendirilir. Son dönemde birçok ülke gibi Amerika da Afrika’ya önemli ağırlık vermeye başlamıştır. En son örnek Demokratik Kongo’dur. Bu konuda bu yıl içinde makalem dahi vardır.
Nijerya, Afrika’nın nüfus olarak en büyük ülkesidir. Zengin petrol kaynakları vardır ve önemli sayıda göç vermektedir. Nijerya’ya hâkim olmak, Afrika’nın en azından orta bölgesinde önemli mevzi kazanmak ve petrol kaynaklarını ele geçirmek demektir.
İslami örgütlerin de tuhaf bir Amerikancılığı vardır. Çoğu cihatçı örgütün kökeni, Afganistan Savaşı’nda Amerika’nın merkezî ağırlığıyla kurulup Sovyetlere karşı kullanılan yapıların devamıdır. Afganistan sonrası bu yapılar yayıldı, ülkelerine döndü ve zaman zaman Amerika adına da rol aldı. Bosna bu konuda en önemli örnektir. Aynı şekilde Afrika’nın kuzeyinde de benzer yapılar oluştu. Sistem, dilediği anda bunları kullandı. Ancak bu yapılar boşta kaldıkça, kendi güçleriyle hareket etmeye başladılar ve Nijerya gibi ülkelerde yeni örgütlerle, sistemin çıkarlarına uygun olmadığında dahi provokasyon saldırıları gerçekleştirdiler. Nijerya’da söz konusu olan Boko Haram ve IŞİD, bu geçmişin günümüzdeki ürünleridir.
Emperyalist Afrika oyununda rolleri zamanı gelince devreye sokulan bu yapılar, provokasyonlarla dış müdahale zeminlerini hazırlar. Karmaşık bir yapı söz konusudur. Bu defa konu Nijerya idi. Nijerya zaten Boko Haram’ın korkunç saldırılarıyla gündeme gelmişti. Ancak Trump’ın sunduğu gerekçenin yanlış olduğu konusunda neredeyse herkes hemfikirdir. Burada mesele doğruluk değil, Amerika’nın Afrika politikasıdır. Daha çok Müslüman katledilmesine rağmen Hristiyan algısıyla Amerika bu defa Nijerya’da siyasal hamleler yapmaktadır. Görünen o ki Afrika konusu önümüzdeki dönemde daha sık gündeme gelecektir. Nijerya örneği ise, kıtanın en büyük ülkesi olması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir.
Buna tekrar eklemek gerekir ki ülkemizde de epey Nijeryalı yaşamaktadır. Bunların ülkelerindeki gelişmelerden etkilenmediğini söyleyemeyiz. Apartmanımızda, sokakta, çevrede rastladığımız insanların hangi koşullardan gelip etkilendiklerini bilerek konuşmak en azından önemlidir. Bunu da hatırlatalım.



