Hafta sonu Türkiyede CHP kurultayı yapıldı. Daha ilk bakıştan, ilgili kurultaya baş vurulurken, normal bildiğimiz kuralların olmadığını da anlarız. Genelde kurultaylar yapılır. Adaylar konur. Normal değişimler oldukça da parti kurultayları da fazla gündemleşmez. Ancak, saldırılar varsa, kurallar yasadşılığa çıkarsa, temelden siyasal dönüşüm olduğu zaman parti kurultayları epey konuşulur hale gelir. Normal haldeki kurultaylar, parti içi kim seçilier havasının dışına çıkmaz.
Fakat, son ister Kuzey Kıbrısta isterse Türkiyede direk devletin her alanı kulanarak yaptığı müdahaleler sonucu, bildik parti kurultayların rejimle ulaşan boyutları da yaşanmaya başlandı. Tekrarda yarar var: nedense hala Türkiyedeki kamuoyu K. Kıbrısta yaptıkları müdahaleleri pek dikate almazken, tersinden, K. Kıbrısta da resmi söylem dışında Türkiyedeki rejim değişime gelen müdahaleleri de pek duyarlı halde değildir. Parti kurultayları da bunlardan biridir. Ne Türkiyede buradaki en yakın işbirlikçi UBP müdahalesini konuştu, nede Kuzey Kıbrısta son CHP üzerindeki yargından başlayan müdahalelerle hizaya çekme kurultay sonuçları gündem oldu. Oysa bunlar tarihi örneklerdir. Ayni zamanda Türkiyedeki devlet dönüşümle K. Kıbrıstaki ilhaklaşma anlayışının yeni hamleleri olmaktadır.
Ama belirtiğim gibi, ne Türkiye burada olanlara nede burda resmi idoloji dışında olanlara hiç ilgi duymama moduna girmeğe devam ediliyor. Oysa daa Pazar günü yaşaman CHP kurultayı, normal bildik kurultay değildi.üstelik YSK kararına rağmen bunlar yaşandı. Hukuk nesnesinin sopalaşan şekline tanık olduk.
k. Kıbrısta ise UBP yüzde atmışbeşle seçtiği başkanı Sucuoğllunu Türkiye beyenmediği için kanbul etmedi.en az oyu alan Üsteli başkan yaptı. Bu iki gelişme bize artık parti kurultaylarının bildik kadarıyla kalınmadığının iaretidir.



