19 Ekim 2025, Pazar
23.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarÖzkan YıkıcıChomsky, Hasan Cemal ve Hakan Aksayın yazılarından benim makaleme – Özkan Yıkıcı

Chomsky, Hasan Cemal ve Hakan Aksayın yazılarından benim makaleme – Özkan Yıkıcı

Pazar sabahı uyanınca; sanki Cumartesinin anlık yağmurla boğulan Lefkoşa değilmiş gibi bir güneş vardı. Makalelerimi yazmadan şöylesine bir tarama yaptım. Umudum olmasa da bizim gazete ve televizyon yayınlarına şöylesine bir dinledim. Baktım ki yanılmamışım* Ne Türkiye patlayan sosyal siyasal tepkiler, nede Kobani olaylarının gelişmeleri ile alakalı pek bir şey yok. Sadece içsel çizilen sınırla ötekine veriştirme ve sırf görüşmeler travması nedeni ile Anastasiyadise göndermeler bolca tekrarlarla aktarılıyor. Sanki Türkiye hiçbir şey yaşamıyor ve Kobani direnişi dünyada yankılanmıyorlaşmışcasına bir medya resmi ile siyasal demeçler ağında boğulup kalmışçasına habercilik oyunu yazılıyordu! Olayı kısır bırakmama adına da başta Türkiye internet siteleri ile öteki yayınları da dolaştım. Dikkatimi çeken haberleri yorumları da okudum. Baktım öğlene gelmişim. Ortam gazetesi makalem daha güncel ve acil olduğu için; önce onu yazdım. Yemekten sonra ise yine kendi yalnızlık dünyamla bu kez şimdiki yazımı yazmaya başlıyorum…

Yazıya başlamadan önce; T24 sitesinde dikkatimi çeken 3 yazının makale konusu olmasına anlık karar verdim. Hemen beni tanımayanlara aktarayım: Genellikle çok önemli olmadıkça, ben yazılarımı klavye başına geçince kararlaştırırım. Anlık düşüncemle kendimce oluşturduğum birikimin bir kaynaşmasıdır yazılarım. Önceden düşünerek planladığım makalenin sayısı çok azdır. Şimdi yazıya devam edelim: Nededim; T24 sitesini okuduğum anda bazı yazılar etki yaptı. Tamda kelimeleri yazmaya başlarken, birden anlatmak istediklerimi T24 3 yazarın da çeşitli şekilde aktardıkalrına inanç getirdim. Çomski adeta Amerikan gözü ile günümüz; Hasan Cemal Kürtlerin artık nereye geldiklerini ve Hakan Aksay da resmen “Şark kurnazlığı” makalesi ile bölgemiz siyasal duruşların kültürü ile birlikte belirti! Bunları yan yana koyup Ortadoğu ve Kıbrısa indirgeyince; halk dili ile “tam yerine oturur” denmesi normal olur. Yalnız; şunu ekleyelim; Kıbrıs Kirizini Türkiye gemiler gönderip tetiklerken; Türkiye medya kesimi pek öne çıakrmadı. Gerek yaşanan Türkiye olaylarının gündeme depretm yaratması; gerekse Kobani direnişi ile genel Ortadoğu bataklık itifak hamleleri sonucu; Türkiye kesimi ne Kıbrıs sıçrama hamlesinin nedeni, nede olayın gelecek algılarına takılmadılar. Buda geçenhafta yazdığım Baydemir Satrazam ikilemli makalemin nedenli önemli bazı uyarılar yaptığının da kanıtlanması oluyor du.

Çomski reportajında özelikle Amerikan basının neden Türkiyenin bazı haberlerini şimdi gündemleştirdiğine açıklık getiriyordu! Çomskinin ünlü Amerikan düşünür ve bilimci olduğunu yeniden anımsatalım* Aslında Çomski çoğumuzun düşündüğümnde ulaşacağı; fakat algıalrla kalındığı için ötelediği bir gerçeğe parmak bastı. Amerikanın nezaman isdediklerini yapmadığı anda; Türkiye ile haberlerin Amerikan önemli medya tarafından yayınlandığını anımsatı! Özzelikle şimdilerde Amerikan müdahalesi ile itifakların Ortadoğu arayışında Türkiyenin bazı tavırları nedeni ile ilgili haberlerin çıktığına dikat çekti. Düşünüldüğünde; özelikle IŞİD ile haberlerin zaten bildiğim bilgiler olduğu ve dahası; Amerikanın da IŞİD olayında tetikleyici siyasal tavrın da bulunduğunu zamanında yazdım. Öyle birzamanda yazdık ki herkes bunları “Suriyenin devrimci özgürlükcü” kesimi olarak destekleyip savunduğu dönemdi!

Şimdi Çomskinin de dikati çektiği gibi; Amerikan basını Türkiye ıŞİD bildik ilişkisini haberleştiriyor. Ancak ben şunu da ekleyecem: Amerika bu haberler nedeni ile Türkiyeye tavır almıyor. Ortak davranma istencini de belirtiyor. Dahası; daha etkin müdahil olmasını da istiyor. Netuhaf; Amerikan basını IŞİD ilişkilerini tam da devletlerinin bu örgütle ilgili yeniden Ortadoğu müdahalesi için kulanırken; KObani gibi yaklaşan ve olupolmayacağı belli değilken tehlikesi ortadayken; Kobani kurtarma stratejisinin birincil olmadığını da açıklıyordu. Üstelik herkesi IŞİD karşısına dikilmeyi çağırır, bonbaları yağadırıken; nedense önemli IŞİD karşıtı dirençli Kobani temel stratejik değilmiş!

Çomskinin değerlendirmesi ve Kobani gerçeği adeta birbirine çakışıp saydamlaşan gerçek oldu. Onuniçin; her basın açıklaması zaman ve siyasal ikliminbe de dikat etmek gerekir. Hele de ayni anda Türkiye de yaşanan sosyal patlama ile Erdoğanın Rizede kükreyen sesinin söyledikelri adeta bir karmaşanın net resimin çizilmesine kolayca renk katmaktadır. Nediyordu Erdoğan; herkesi Esatcı, paralelci ilan ederek, IŞİD ile PKK özdeşliği de yapıyordu. Hatta; sesi dahi çıkmayan CHP başkanını da olayların temel suçlusu olara ilan ediyor. Nedense kendi Lipya çölerine, Mısır Müslüman kardeşler neferi olduğunu hep öfkeyle haykırırken de “Kobani ile Hagarinin ilişkisi ne” diyecek kadar, kibirin cenderesine girdi!

Çomski yazısı ile Amerikan basınının neden şimdi Türkiye IŞİD haberlerini böylesine net kavrarken; Hasan Cemal ise adeta kimsenin söylemekten görmezden geldiği şu basit ama çok önemli gerçeği kısaca aktarıyordu: “Kürtler daha ne kaybedecek? Hapse düştüler, öldürüldüler, yoksulaştılar, işkence gördüler* Daha geriye ne kaldı ki korksunalr” yazısının özeti olarak anlaşılmaktadır. Hasan Cemal özelikle Kürt bölgelerini gezip orda olanları direk yaşayarak tanık oldukça; onların neler çektiğini ve mücadelesinin nedenlerini çok daha basit anlatmaktaydı. Örneğin; şuanda dünya gündemine giren ama bizde hala tısı duyulmak istenmeyen Kobani ve geneli Rojova kantonlarının gerçekleşme ile olan olanları bizat gezerek yazdı. Onun için Hasan Cemalın KObani direnişi anlatırken ve son günlerin Türkiye sokak patlamasını anlatırken; pratik bilgielri ve bunun üzerinden yerleştirdiği cümleler çok önemlidir. Zaten zaman zaman ben kendini de yetersiz gördüğüm önemli eksikliğin; ilgili olayların olduğu yerlerde inceleme yapmama ile belirli yerlerde tartışmalara katılmamanın eksikliğine hep vurgu yapdım.

Hasan Cemal hakiakten Kobani direnişi ve Kürt patlamasını gelinen siaysal anlayışların bir halka dayatığı sonuçları basit ama kimsenin kaçamacağı kelimelerle aktardı. Tabi rant bekleyen ve algıalrla tabularını donatanlara elbet bunlar ters gelmesi de doğaldır.

Gelelim birkez Mosgovada görüp şöylesine tanıştığım Doksanalrın Hakan Aksayına; Hakan Aksay yine T24 sitesinde sanki anlaşmışcasına son gelişmelerin siyasal kültür olgusu ile konuyu bağlıyordu. Çoğunun bilip ezber kulandığı “Şark Kurnazlığı” değeri ile siaysetcilerin olaya bakışındaki gerikalmışlık, cihaletli ama otoriter gücünün tabusu ile saydamlaşan gerçeğini yazdı. Doğrusu ben Aksayın her cümlesini okurken; Örneğin”kültürden sanatdan anlıyor” ifadesi ile Eroğlunun fesdival konuşmasını; Başka bir anlatıdaki cihaletin her şeyi bilirim ile bizim çoğu parlementeri ve onlara medya yolu ile “donayim, ünlü akademisyen” hitabetlerini; dini kulanırken irsen emiden öteki kesimin düştüğü ortamı hemen beynimde canlandırdım. Hele de yazıyı bitiriken tam da “Aziz Nesinin zübük” ile bağlaması ile bizim birçok politikacının aynen bunları yapma gerçekleri; Şark Kurnazlığı yazısında kitapalra varacak örneklerle dolmasının mümkün olduğunu anlatıyor.

Erdoğan örneklerini isim vermeden sıra sıra anlatır ve ötekilerin düştüğü ortamı yansıtırken; Aynen bizim şahsiyetlerin de Erdoğanın karşısında ayni ifadlerin “güzel” deyip savunmaları veya sanki hiç söylenmemiş gibi de medya alıp “çarpıcı çok önemli” deyip süslemeleri de gelip klavyedeki parmaklarıma takıldı.

Doğrusu; arada bizim ekranlarda da bunları aradım. Şunu da hep anımsadım. Çğoğu otoriter ülkelrede aydınalr ve akademisyenler sansürü kırmak ve gerkçekleri aktarma adına birçok aracı yaratılar. Öyle ya; onlar aydın olup özelikle yaratıcılık temel değerleri halinde mutlaka aydınlatma görevlerini yapmakla uğraş veriyorlardı. Oysa brakın sistemin yalakalarını; en yakın bildiğimiz arkadaşlar dahi sırf dokunmama ve ekrana çıkma adına nasıl resmileşip öylesine geriye düşmenin örneklemleri oldular. Aman Dokunmanın aydın akademisyen neferleri oldu. İstenilen düşünce ile kronolojik aktarımcılık yaparak “Şark Kurnazlığının akademisyenleri” olarak ielrde çok anılacakalrdır.

Diğer yazıları

Seçim propagandası sonlanırken, ince bazı dokunuşlar – Özkan Yıkıcı

Ben yazıyı yazarken, probaganda döneminin sonuna geliyoruz. Ama şu...

Salamaların buharlaşmasına saatler kalırken – Özkan Yıkıcı

Artık seçim süreci sonlanıyor. Hafta sonu külliyenin ilk seçilen...

Görünümlerle gerçekleri bağdaştırırken – Özkan Yıkıcı

Son cümlemi ilk başa çekecem: gelişmelerde mutlaka önemli sistem...

Belçika mitinginden Kıbrıs gerçeklerine doğru gelirken – Özkan Yıkıcı

Öncelikle bir konuya deyinecem: dünkü yazımda konu Madagasgardı. Yazının...

Şimdide kaçma sırası Madagaskar devlet başkanında – Özkan Yıkıcı

Bazı ülkeler vardır ki haber akışlarında veya başka önemli...
3,220BeğenenlerBeğen
631TakipçilerTakip Et
4,096TakipçilerTakip Et
598AboneAbone Ol

Son eklenenler

Elementlerin akıbeti altın madeni pratiğinde gizli – Doğu Eroğlu

Şimdiye kadarki altın madenciliği karnemizden hareketle, NTE’leri çıkarıp zenginleşmeye...

Netameli bir maden: Nadir toprak elementleri – Mehmet Torun

Bu metallerin madenciliği büyük miktarda toksik atık üreten ağır...

Tanrı’nın Eli; Ölü Politikacılar Mezarlığı – Halil Karapaşaoğlu

Turhan Kaymak, Faiz Kaymak’ın torunudur. 13 Ekim 2025 tarihinde...

Trump ve Netanyahu’nun direnişi yok etme planı – Aras Coşkuntuncel

Trump’ın geçtiğimiz pazartesi günü Gazze’de savaşın sona erdiğini ilan...

Biyosfer ve Vernadsky – Deniz İpek

Emperyalist sistemde ABD ve Çin arasında başlayan ticaret savaşları,...

Gazze’nin Z raporu: Daha yazılmadı! – Fehim Taştekin

Gazze’de BM sözleşmesindeki tanıma uyan bir soykırım karşısında 13...

Şarlo ve bir salon dolusu general – Serdar M. Değirmencioğlu

Küçükken çok sevdiğimiz ve izlemeye doyamadığımız Şarlo, asıl adıyla...

Çocukları aç bırakan ‘vergi adaleti’! – Gözde Bedeloğlu

Geçen yılın Temmuz ayında TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilip yürürlüğe giren vergi kanunu...

Canlı yayın