19 Ekim 2025, Pazar
23.8 C
Lefkoşa
yaklaşımlarHalil KarapaşaoğluVİCDANİ RED - Halil Karapaşaoğlu

VİCDANİ RED – Halil Karapaşaoğlu

halil (2)Halil Karapaşaoğlu’nun Afrika Gazetesinde “Apartman boşluğu” başlıklı köşesinde yayınlanan yazısı

Uzun uzun bakarsın…

Gözün kapanmaz…

Kirpiklerin kımıldamaz…

Nefes alışının verişinin bile hesabını tutamazsın…

Alnının tam ortasından, çivi çakılmış gibi…

Durursun öyle sağa sola sallanmadan…

Aşık olmadın mı hiç?

Ölümün karşısında durmadın mı dimdik?

Özgürlük diye çığlık atmadın mı…

Bir sokağın bir meydanın ortasında?

Sevdalına şiirler yazmadın mı?

Buzukinin telleri titretmedi mi…

Dolunaya karşı içtiğin rakını?

“Off! Off!” çekmedin mi öyle derinden…

Vatanında vatansız gibi yaşarken?

En zor yazıları yazmak…

Böyledir işte…

Böyle bir ruh hali içinde olur insan…

*                                  *                                  *

Aşk derdine düşersin…

Ekmek…

Geçim derdine…

“Ayın başı mı sonu mu?” bilmez, kaybedersin zamanı…

Öyle dertler düşer ki içine…

Kaybolursun…

Unutursun niçin yaşadığını?

Mesele aşk derdiyle, ekmek, geçim derdini birleştirip…

Unutmamak değil mi niçin yaşadığını?

Kaçımız unuttuk?

Kaçımız “niçin yaşıyorum?” derdini diğer dertleriyle birleştirdi?

*                                  *                                  *

Savaşlara karşıyız…

Bizleri savaşa hazırlamalarına da…

Bir savaş çıksa…

Sözde halklar birbirleriyle çatışsa…

Hala mücahit mi olacağız?

Hala TMT gibi terör örgütlerinin parçası mı sayılacağız?

Ne kadar ilginçtir?

Halklar tam da sol hareketin en yüksek olduğu zamanlarda…

Birbiriyle çatışmaya başlamadı mı?

Ve önce…

Aydınlar vuruldu ardı ardına…

Kaç tane solcu eline silah alıp savaşa gitmek zorunda bırakıldı geçmişte?

Kaç tane solcu bunları yapmak istememesi durumunda ölümle tehdit edildi?

Mayıs 58 mi daha ağır kuş tüyünden?

Haziran, Temmuz 58’i…

Yoksa Nisan 62, 65’i mi?

Denizler, Taylanlar, Mahirler koyduk çoçuklarımızın adını da…

Ahmet Yahyalar, Fazıl Önderler, Ahmet İbrahimler…

Hikmetler, Gürkanlar, Kavazoğluları koyamadık…

Vatanımda vatansız gibi yaşadık hep…

Kıbrıslırumlarda da Kıbrıslıtürklerde de…

En çok bu anlarda sırf solcu olduğu için katledilmedi mi bunca insan…

Sırf rejimle uyuşmadıkları için göçe zorlanmadı mı?

O zaman…

Bir zaman savaş çıksa…

Ne mehmetciğin ne de mücahitin parçası olmayacaksam…

Düşmanım diye görmüyorsam benden olmayanı…

Solcu katliamlarının parçası olmayacağımı söylüyorsam…

Niye seferi oluyorum ki hala?

Askere ben de gittim öyle veya böyle…

Bitirdim de ağır aksak…

Hiçbir zaman savunmadım profesyonel askerliği…

Savunulur mu ordunun paralı katillerden oluşturulması?

Bir zemin yaratılmalı…

Savaşa…

Savaş hazırlıklarına karşı…

İleride harnup ağacından düşer gibi…

İdeolojileri yüzünden öldürülen insanları görmemek için…

Bir zemin yaratılmalı…

Bu zemin neden vicdani ret olmasın?

Barış ne kadar bizim elimizdeyse…

Savaşta o kadar bizim elimizde…

En azından hayatlarımız…

İdeallerimiz…

Yaşama derdimiz bizim olsun…

Bizim olsun en güzel, en sade, en onurlu hesaplaşma…

Öyle değil mi Güzellik?

Öyle değil mi Sevgilim?

*                                  *                                  *

Bir daha asker olmak istemiyorum…

Bir daha dedemin yaptığı gibi, mücahit olmayacağım…

“Napalım koşullar öyleydi, öyle yapmak zorundaydık” dememek için gelecek kuşaklara…

Dememek için “biz TMT yemini ettik”…

“Yoldaşlarımızın katillerinin isimlerini bundan dolayı açıklayamayız” dememek için…

“Halkların öldürülmesine karşıyım ama dışında da kalamazdım” dememek için…

Seferi olmayı reddediyorum…

Umutların kör, sağır ve dilsiz olduğu vatanımda…

Vatansız Muratlar, Haluklar olmak istemiyorum…

Ben de vicdani reddimi açıklıyorum…

Ve inanıyorum ki…

Canına tak etmiş…

Birileri daha çıkıp…

Niçin yaşadığını hatırlayıp…

Size…

Bize…

Bir omuz verecek…

*                                  *                                  *

“Unutursun için yana yana…” demişti şarkıdaki kadın…

İçimiz yana yana…

Vatanımda vatansız gibi yaşayıp…

Unutmayanların hikâyesini…

Yana yana yazmayı tercih ettik…

Memleketimin zifiri karanlıklarında…

Diğer yazıları

Tanrı’nın Eli; Ölü Politikacılar Mezarlığı – Halil Karapaşaoğlu

Turhan Kaymak, Faiz Kaymak’ın torunudur. 13 Ekim 2025 tarihinde...

Seçmen sayıları – Uyuşdurulan gıbrıslılar – Halil Karapaşaoğlu

Bir şair olarag yaşamaya çalışırım. Bir şair nasıl yaşar,...

Türk İntikam Tugayı – Halil Karapaşaoğlu

Türk İntikam Tugayı (TİT) en son 8 Haziran 2021...

Türk Tarih Kurumu ve Gıbrıs Isgandalı – Halil Karapaşaoğlu

Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk Tarih Kurumu (TTK) 1931 yılında guruldu....

Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına rağmen Meclis görevini yapmadığı için yeni vicdani retçiler hapis yolunda

Kıbrıs'ta Vicdani Ret İnisiyatifi açıklaması şöyle:  22 Eylül 2025 tarihinde...
3,220BeğenenlerBeğen
631TakipçilerTakip Et
4,096TakipçilerTakip Et
598AboneAbone Ol

Son eklenenler

Elementlerin akıbeti altın madeni pratiğinde gizli – Doğu Eroğlu

Şimdiye kadarki altın madenciliği karnemizden hareketle, NTE’leri çıkarıp zenginleşmeye...

Netameli bir maden: Nadir toprak elementleri – Mehmet Torun

Bu metallerin madenciliği büyük miktarda toksik atık üreten ağır...

Tanrı’nın Eli; Ölü Politikacılar Mezarlığı – Halil Karapaşaoğlu

Turhan Kaymak, Faiz Kaymak’ın torunudur. 13 Ekim 2025 tarihinde...

Trump ve Netanyahu’nun direnişi yok etme planı – Aras Coşkuntuncel

Trump’ın geçtiğimiz pazartesi günü Gazze’de savaşın sona erdiğini ilan...

Biyosfer ve Vernadsky – Deniz İpek

Emperyalist sistemde ABD ve Çin arasında başlayan ticaret savaşları,...

Gazze’nin Z raporu: Daha yazılmadı! – Fehim Taştekin

Gazze’de BM sözleşmesindeki tanıma uyan bir soykırım karşısında 13...

Şarlo ve bir salon dolusu general – Serdar M. Değirmencioğlu

Küçükken çok sevdiğimiz ve izlemeye doyamadığımız Şarlo, asıl adıyla...

Çocukları aç bırakan ‘vergi adaleti’! – Gözde Bedeloğlu

Geçen yılın Temmuz ayında TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilip yürürlüğe giren vergi kanunu...

Canlı yayın