Devam

Kıbrıs’ın kuzeyindeki yerel alt yönetimin yürütme organı ya da kendi deyişleri ile hükümet konusunda bir süredir süren muğlâklık sona erdi. Taraflar ‘devam’ kararı aldı. Tersi olur muydu bilmem ama yalan söylemenin bir erdem haline gelmesi sürecinin aşılarak başka daha ‘çürümüş’ yeni bir aşamaya girdiğimiz belli oluyor.

CTP’nin seçim propagandasını hatırlayanlar ya da hatırlayabilenler şu cümlenin hayata geçmesini bekliyorlardı herhalde: “ikisi bir arada tam güçle iktidara”, şimdi ne oldu?
CTP kurmayları iki milletvekilini almaları halinde bile yalnızca 25 sayısına ulaşacaklarını, hükümet kurmak için bunun çoğunluk olmadığını, BDH, DP ve UBP’den birine muhtaç olarak seçim sonrası devam edilmesi gerektiğini hesaplayamadı mıydı, yoksa bunun altında başka bir şey mi var?
Birileri gidip CTP’ye “ikisi bir arada” deyip, tam güçle iktidar olmaları için oy vermiş olabilir, bunlara CTP’nin bir özür borcu yok mu?
CTP son üç seçimdir bütün halka ilişkiler tekniklerini uygulayarak ‘fake’ reklamlar yaparak, yanlış/yanıltıcı imajlar yaratıp seçim sonrası adeta bunları örtüyor, hatırlanmaması için elinden geleni yapıyor. Böyle bir kampanyayı herhangi bir firma herhangi bir ürünü için yapsa tüketici örgütleri hareket geçip haklarını aramak için yollara dökülecek ama iş siyasete gelince, işin suyu çıktığı için kimse bir şey beklemiyor…
CTP, lojistik destek kuvvetlerini de kapısına yığarak, ‘toplum DP’li koalisyon istemiyor’ imajını yükseltirken, CTP için bu taşeronluğu yapan Bu Memleket Bizim Platformu eğer önerilerinin urubunda samimiyse bu devam kararı sonrası yollara dökülecek mi?
CTP bu şekilde Kıbrıs’ın kuzeyindeki ‘barış yanlılarını’ (!) kandırırken ya ortağı? DP’nin, buba Denktaş’ı seçimin son birkaç günü sahneye sürüp, hem hükümete, hem de hükümetin Kıbrıs icraatlarına yönelik şahin açıklamaları sonrası gidip bu partiye oy verenler kandırılmamışlar mıdır? Şahin numarası yapan bülbülcükler seçimin ardından bir süre daha ortalığa caka sattıktan sonra bülbüller gibi şakıyarak hükümetin devam etmesi gerektiği ile ilgili gerekçelerine kim inanacak?
Herkes sivilleşmeden söz ediyor ve hükümetin devam kararı verildiği toplantıda hükümet programına bağlılıktan bahsediliyor. Peki, birkaç hafta önce her iki Denktaş’ın ‘savaş koşullarının devam ettiği’ ile ilgili açıklamaları? Ya savaş koşulları devam ediyor ya da sivilleşme hükümet programında olduğu gibi devam ediyor, kim yalan söylüyor?
Hade hepsini unuttuk, DP Gençlik Kollarının ki torun Denktaşlar başındadır, onların açıklaması, Soyerle ilgili benzetmeleri?
Yalan söylemenin erdem haline getirildiği koşullarda, kurulacak olası birliklerin siyaseti temizlemelerini ana gündemlerine almalarını beklemek kadar doğal ne olabilir?
Ancak bu kadar kaosun içinde BDH kurmayları CTP’yi açıkça destekleyeceklerini kendileri için programın önemli olduğunu söylüyorlar. Peki program? Seçimlerden sonra bunca gün geçti, BDH hükümeti somut olarak ne konularda destekleyeceğini açıklamadı ya da açıklarmış gibi yapıp kamuoyunu yanıltmaya çalıştı. Siyasetin temizlenmesini talep etmesi muhtemel BDH’nın bu tavrı ne kadar etiktir bu da ayrı bir tartışma konusudur. BDH 4 yıllık büyük bir sorumluluk alma eğilimi gösterdiğini ortaya koyarken bile net tavır ortaya koymayarak ne kadar kaypak zeminde mücadele ettiğini net olarak ortaya koymaktadır ancak bunu çok kişi net olarak anlamış değildir. BDH’nın bu ‘ilke, milke hikaye siz bize avanta vereceksiniz, biz size destek’ mesajını CTP’nin red etmesi kadar doğal bir şey olamazdı ama bunu sanki de vatana ihanet sayıp, CTP-BDH hükümeti ile gerçekten iktidarın ele geçirilebileceğine inan herhangi bir saf var mı bilmem ama bu yönde yazıların yayınlandığı da bir gerçek, o zaman bu kesimin gerçek amacı ne?
Bunca karmaşa içinde UBP de bir ilginç, ta CTP ile flörtleri bitene kadar kendi milletvekillerinin bile açıklamalarının kendilerini bağlamadığını söyleyecek kadar alçalabildiler, ancak hükümet olasılığı ortadan kalktığı andan itibaren en büyük vatan kurtaran kendileri pozisyonlarına geri döndüler bile…
Siyasetin kirlendiği, yalan söyleminin, tutmayacakları sözler söyleminin aşılıp, bunlar ötesinde ‘halka ilişkiler’ projeleri ile sanal dünyalar yaratılıp insanlara sahte yaşamlar kurgulayanların ve seçilmeleri halinde bunun devam edeceğinin yalanını söyleyenlerin hesabını kim nasıl soracak?
YKP’nin on yıl önce söylediği slogana o zamana gergi dönmekte yarar var ‘aç gözünü, tanı bunları’ ve 1989 yılından beri onca fiziki ve psikolojik saldırıya rağmen solda bir seçenek arayanlar için, 17 yıldır var olan seçenek hala daha duruyor, anlayana…

Diğer yazıları

Çözüme neden acil ihtiyacımız var? – Murat Kanatlı

Lefkoşa’da ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde 16 Kasım 2024’te yapılan 6....

Rock Ruby kararı aslında ne? – Murat Kanatlı

Mal Tanzim Komisyonunu şey etmiş diyor Dışişleri ve onu...

50 yılda Kıbrıs’ta ne oldu? – Murat Kanatlı

Yazının kısaltılmış versiyonu 20 Temmuz 2024 tarihinde Birgün Gazetesinde...

Türkiye’nin istirdat (irredentist) sürecinde nüfus mühendisliği – Murat Kanatlı

Üstüne çok konuşulan kısım ile başlayalım, 1949 yılında yürürlüğe...

“Masum”(!) Pile yolu tarihi – Murat Kanatlı

Uzunca bir zamandır Pile yolu üzerine haber, açıklama şeklinde...
4,157BeğenenlerBeğen
947TakipçilerTakip Et
3,987TakipçilerTakip Et
790AboneAbone Ol

Son eklenenler

İran ordusu – Müslüm Yücel

İran’da askeri yapı teknik bir güvenlik kurumu değildir; ordu,...

ABD müttefiklerinde ‘rejim değişikliği’ istenirse? – Kavel Alpaslan

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın şiddeti Basra...

İki sihirli kullanımla süsletilen kavram – Özkan Yıkıcı

Bazen dilimiz öylesine alışır ki beynimiz hemen kullanıma sokar....

“Mavi vatanımız”ı “Sormagir hanı”na çevirdiler… – Hasan Kahvecioğlu

Doğu Akdeniz, bizim hoyrat milliyetçilerin “mavi vatan”ıydı… Ülkücü, kafatasçı, dinci...

İran savaşı, Hürmüz Boğazı ve dünyanın darboğazı – Yücel Özdemir

Bir haftasını geride bırakan İran savaşının uzun sürmesi durumunda,...

Savaş, gübre ve bağımlılığın faturası – Özge Güneş

Gıda egemenliği hareketleri, son yıllarda artan şekilde savaş karşıtı söylemin de...

Öncesi ve sonrası: Türkiye ekonomisi – Hayri Kozanoğlu

Ortadoğu’daki savaşın uzama ihtimali enerji fiyatlarını yukarı çekerken ülke...

Dünyanın En Güvenli Yeri: “Kıbrıs” – Şener Elcil

1960’lı yılların sonunda, çocukluk dönemimde göçmenlik yaşadığımız Tatlısu (Mari) Köyü’nde arkadaşlarımızla,...

Canlı yayın