Ek bilgilendirme ihtiyacı – Özkan Yıkıcı

0
15

Hafta sonunda önemli bir anma oldu. Kıbrısın geçmişinde şöyle veya böyle katledilen ilerici devrimci kişiler anıldı. Nedenli sönük geçse de birçok medyada haber dahi olmasa, aslında bu olay Kıbrısın yaşanan geçmiş karanlık günlerin ve mücadele tarihinin önemli sayfalarının da ör neklemleri olarak da yaşandı. Bu konular nedenli sönük geçer veya unutulursa, geçnişin önemli mücadelelerinin üzerine karanlık bir örtü örterek belekten silmek demektir. Bu gerçeklikler nedeniyle, yapılan Demokrasi şehitleri anılması üzerine birçok kesimin de söylenecek önemli ders alıcı ve bilgilendirme sözleri de vardır. Zaten, tarihin önemli dönemlerinde faşist çevrelerce katledilenler eğer unutulursa, tarih silinmiş ve faşizmin ayni oyunları oynama şansının da koşulları yeniden oluşmasına da yardımcı olunmuş olunacaktır. Göörüşleri ne olursa olsun, bunlar katledilen ve katledenlerin direk meşru denilen siyasal güçlerce yapılıp fayilsiz brakılan önemli birer yaprak gibi tarihe kazıldı. Bunları anımsayarak, anarak yaşatmak da benzer görüşleri savunanların,amaçladıkları Kıbrıs için mücadele edenlerin görevidir. Kimse, bahanelerle bunları yok sayma veya hafifleterek anlamsızlaştırma roluna soyunmasına hiç gerek brakılmamalıdır….

Hafta sonuna doğru, kurulan Demokrasi şehitlerini anma örgütünün çabasıyla, Kıbrıslı katledilen ve akla gelen bazı kesimler anıldı. Bunların elbet tek eksenli ve hat ta tek amaçlı kişiler olmadığı da kesin. Ama, belirli bir amaç için mücadele eden, değişik koşulların sonucunda sistemce katledilip karanlığa terk edilerek unutulmak istenen ilerici demokrat ve devrimci görüşler savunan insanlardı. Bunları tekleştirmemek ve hafifletme düşüncelerine düşmemek gerekir. Zaten, özellikle Kıbrıslı Türklerin yakın tarihi hep önemli sistem karşıtlı mücadelleri hep belekten sisldirterek, istenilen resmi tarih yazdırılmaktadır. Bunları düşünüp, benim de kiminin direk tanık olup üstünden de araştırdığım, kimisi de duyarak ve sonradan inceleyerek öğrenip, yeri geldiğinde de yazıp üzerine türküler yazdığım katledilenler için, günümüzde konuşulmayan ve unutulan bazı bilgileri de bu kısa makalem le yeniden uyararak anımsatacam….

Öncelikle, peşinen belirtecem: bu yazımda Hafta sonu yapılan anma veya son dönemki bazı konuyla alakalı söyleneni eleştirme amacım yok! Yine ayni şekilde, bu konuda yazılan eserlerin de yanlışlığı üzerinden hareket edecek de değilim! Her kesimin unutma veya yaşatmama davranışıyla yaşanan geçmiş belekten sildirtilip yeni resmi tarih yazılıp, günümüze enjekte edilirken, bazı çabaları konuyu eksik fazla ayakta tutu diye, temel bakışla, onları eleştirerek konuya başlamak, günümüz yaşananlarında bence yanlış çizgiyle uğraşmak demek olduğunu gayet iyi biliyorum. Amacım, girişte de dediğim gibi, anılan bu insanların yaşadıkları ile başlarına gelenler üzerine daha fazla bilgilerle, dileyenlere katgıda bulunma hedefim vardır. Enazından, bu gibi olayların, katledilen insanların anımsatılması dahi günümüz genilen resmi koşullarında önemlidir!***

Yukarda anlatılan olayda sözü geçen katledilen kişiler, özleri itibarıyla bence ortak ve farklı çok yönleri vardır. Ayrıca, katlediliş koşullarında da değişik dönemler sözkonusu! Amaçları da değişikti. Ortak özleri de vardır. Örneğin, nedenli farklı amaçlı olsalarda hepsinin katledilişlerinde sistem direk sorumludur. Karanlıkların bedelini ödediler. Önemli buluşma ise hepsinin amacında Bağımsız Kıbrıs anlayışı vardı. 58 Atmışlar ve Yetmişlerin ikinci döneminde değişik nedenlerle katledilen ilericilerin hepsinin görüşlerinde ve hedefinde Bağımsız Kıbrıs özü vardı. Bunları ister resmi, ister paramiliter veya Kontra derin devlet olsun, hepsinde de faşist gerçeklikler vardır. Bunlar, karanlıkla aydınlık farklılığın ayrışma ikilemi olarak karşımıza gelir.

Başka genişletme açısından: 58 Yılında katledilenler Adanın Britanyadan bağımsızlaştırma mücadelesinin sonucu bizat kendi teşkilatlarınca katledildi. Bağımsız ve Türk Rum ortak mücadeleği savundukalrı için katledildiler… 62 yılındaki gazeteciler cinayetleri ise yine adanın Kıbrıs Cumhuriyetinin yaşatılması ve bağımsız kalmasını istedikleri için öldürüldüler! Yetmişlerdeki Türkiyede katledilen öğrenciler ise hem bağımsız Kıbrıs görüşünü savunuyordu, hem de Türkiyedeki faşizme karşı duruşları vardı. Onlar da bunun sonucu katledildiler! Sonradan öldürülen Adalı gibiler de ada bağımsızlığı kadar,gerçekleri de yazdığı için vuruldu. Bunlar, toplamda katledilenlerin değişik görüşlerine karşın, adanın daha bağımsız ve Emperyalizme bağlı olmayarak, sömürge ilişkilerinden kurtulması için yerlerini aldılar….Kıbrısın, pek de fazla olmayan mücadele ve sistem dışı çıkan arayışların katledilenleri haline geldiler.

Bu önemli ortaklık ve koşul farkına karşın, katledilenler hepsi de ayni görüşte değillerdi! Kimisi kendine sosyalist veya devrimci derken, bazısı da ilerici veya demokrat imgesini kulanırken, bazısı da aydın Kemalist görüşlü olarak isimlendiriyordu. Bu görüşler ise Kıbrıs düzeyindeki sistem karşıtlarının veya değişim çabalarının da görüş eksenini ortaya koymaktaydı! Ayrıca, katledilenler, kimisi gazeteci, kimisi öğrenci, kimisi de sendikacı olarak değişik kesimlerden gelmekteydi! Bu gerçeklikler ise katledilenleri tek eksenle veya daraltarak bir yere sığdıramıyacak kadar çeşitli yönlerin olduğunu gösteriyordu. Bazısı, provakasyonla toplumların çatışrtırma olaylarını yazacakken katledildi! Kimisi, ortak mücadele inancında olduğu gerekçesi ile vuruldu. Faşizme karşı mücadele ederek veya sistemin yanlışlarını yazma amacındayken katledilenlerle liste dolup taşıyor. Toplamda, Kıbrısta Türk eksenli yaşanan siyasal baskıların ve nasıl sistemleşen günümüzün yanıtının gerçeğinin acı değerleri yaşanmaktadır.

Peki, gelelim madalyonun öteki yüzüne: neden böylesi katliyamlar olmasına karşın, günümüzde bunlar hemen hemen unutuldu! Bunlar, verdikleri mücadelelerle birlikte anılmıyor: yanıtı net; Günümüz özellikle Kuzey Kıbrısta artık sistemin değişimini isteyen örgütlerin oldukça zayıflaması ve düşünsel olarak uyruklaşıp yapılanmanın sonucudur. İlerici, devrimci kesimelr, devrimci inancın olduğu, sistem değişiminin yükseldiği zaman, geçmiş birikimin da anlamı olur. Tıpkı, sisteminb özüne dokunmadan, ayarlarla yuğraşılan sığ siyasete gelindiği gibi…. Nitekim, bunun son örneğini, canlı canlı son seçimlerde yaşadık. Hat ta; geçmişte mücadele edip katledilen insanların, günümüzdeki ayni görüşü savunan insanların ayni olma bir yana, sistemle özdeşleştiğine de tanık olduk. Örnekmi: 62 Yılında katledilen iki gazetecinin Kemalist, Atatürkcü ve aydın demokrat olduğu biliniyor. Oysa, günümüz “Kemalistlerin” brakın eski katledilen Kemalistleri anmayı, o zaman savunulan bağımsız Kıbrısın çok ötesine gelip tam aksini savunuyorlar. Dahası: onları suçlayacak ve anımsamak istemeyecek kadar sistemle kucaklaştılar! Benzeri öteki siaysal kesimde de mevcut. İnanmayan, bu konudaki partielrin duruşlarına baksınlar. Devrimci kelimesinin öcü olup marjinal söylendiği veya ilericiliğin ağza alınmadığı, değişimin salt koltukla özdeşleştiği siyasal kültüre dek geriledi. Bundandır ki zamanında faşizme kelimesi kulanılırken, şimdilerde Faşizim, Emperyalizim, Sömürgeleşme gibi kavramlar adeta beleklerden sildirtildi.

Önemli sosyolojik gerçekler de vardır: ülkemizin önemli hem de oldukça nifus fazlası bu olaylardan sonra adaya geldi. Bu konularda bilgğileri dahi yok. Bu koşul, kolayca istenilenin kafaya yerleştirme değerlerine de zemin sağlanmaktadır. Öteki olgu ise resmen balık havızalılığın yoğun olmasıdır. Ayrıca, sistem yapılanışı ve muhalefet ivmesi sistemleşip saydamlaştıkça da kendi kültürünü oluşturur. Öyle oluşturur ki hem geçmiş kendine göre günceleştirilip yeniden yazılır, hem de istemedikelrini ya sildirtir veya banbaşka şekil ile sunar. Kıbrıs tarihi ne yazık ki bu sayfalarla yeniden yazıldı.Hele de geçmişten gelen ve bu görüşlerle zenginleyen örgütsel yapı da olmayınca, böylesi acı gerçekler, ya hiç yerine konulur veya banbaşka dil ile aktarılıp özünden koparılır. Doğru veya yanlış; eğer hafta sonu bu anma olup anımsatma olmasa, yeni nesil çoktan Katledilen ilerici, demokrat, devrimci Kıbrıslı insanları çoktan unutmuş olacaktı! Hele de katledilen gazeteciler konusunda onca gazete varken, brrakın genel meslektaşlarını anmalarını, haberini dahi yapmadan onları karanlığa terk etiler. Haber için katledilen gazetecinin, katileri dahi araştırılma hamleleri olmadı. Böylesi gerçeklerle bir katledilen listeler oluştu. En gerçeklik acısı ise şu: Bu katliyamları suçlanan karşı taraf yani “Rumlar” yapmadı! Resmen buradaki resmi çevreler veya Türkiyedeki faşist güçler gerçekleştirdi. Devamında da katileri dahi bulunmadı.

Şu meşur söz adeta yerine oturuyor: “Katiler fayli meçul değil, meşrudur”! Cinayetler çözülmedi değil, çözdürülmedi! Nitekim, bile bile bu gerçek gizlenmesi için yeri geldiğinde “ajan, hayin” veya konuşturtmayarak unuturtma metodu kulanıldı.

Ben hafta sonunda anılan eski katledilen ilerici, demokrat, aydın ve devrimciler için, mutlaka yazılması gereken birkaç söz denilince de aklıma hemen bunlar geldi. Eğer, bunları dahi anacak veya yazacak insan kalmıyorsa, demek ki bugün dünden daha karanlık noktaya geldiğimizin de işaretidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.