‘Hükümet’-‘muhalefet’ kardeşliği – Aykut Bektaşoğlu

0
49

Hükümet partileri olsun, ‘Muhalif’ partiler olsun, devletin güzelliği ve yasaların, anayasaların insanüstü adaletinin lezzeti konusunda, çok nettirler. ‘Muhalif’ olan, tartışsa tartışsa, devletin adını tartışır. O kadar.  ‘İdarecilerin’, ayrıcalıklı bir sınıf oluşturması konusunda ise hemfikirdirler.

Kendi maaşlarını on üç, on dört bin civarında dengelerken, iki taraf da, on asgari maaş almaktan gocunmazlar…

Bu konuları hiçbir zaman tartışmaya açmazlar…

On saat çalışıp bin sekiz yüz lira ile yaşayan çok insan var. Buna ne dersin?

Oyuncak bebek kaç lira? Biliyor musun?

 

Bir fikrim var. Milletvekili seçilebilme koşullarından bir tanesi de, dar gelirli olmak olsun.  Samimiyetle söylüyorum…

 

Nerede bu devlet? Derken,

‘Yönetenler’: ‘Devlet yerli yerinde, sapasağlam, her yerde gözü olan, hepinizi kucaklayan, sarsılmaz bir şekilde yerinde.’ Manasında açıklama yapıp, onu kutsarlar.

 

‘Muhalefettekiler’:’Devletin temelleri sarsılmıştır. Herkesi kucaklayacak, ‘gerçek temelleri’ üzerine oturtulacak bir mücadeleyi ortaya koyacağız.’ Manasında açıklama yapıp, onu kutsarlar.

 

Yasal mı? Diye sorarken,

‘Yönetenler’: ‘Bizim her icraatımız yasalara uygundur. Bu, bizim için haysiyet meselesidir.’ Derler ve yasaları kutsarlar.

 

‘Muhalefettekiler’:’Yasalara uygun olmayan icraatlarda bulunuyorlar ve kendi kafalarına göre icraatlarda bulunuyorlar’ diyerek, yasaları kutsarlar.

 

‘Devleti soyuyorlar’ derken, yöneten olan, kendini ‘devlet, millet’ diye tanımlayarak, ‘mağdur’ olur ve devleti kurtaralım der…

 

Diğeri ise haliyle devleti kurtaralım der…

‘Kurallar işlemiyor’ derken,

‘Başa gelirsek, tüm kuralları işletebilecek yetenekli kadrolarımız var. Tüm kurallar çalıştırılacak.’ Diye, kendilerini överler. Aklılarınca…

İşbirlikçi sistem el birliği ile yüceltilir…

 

Dürüst yönetim derken,

—‘Diğerleri dürüst olmadıkları için, işler yolunda gitmiyor. Bizler dürüstüz, bizleri seçiniz’!

 

Devlet denetiminden bahsederlerken: Diğerleri için;

—Vergi toplayamıyorlar…- diye yakınırlar…

‘Başa gelirsek, disiplinli vergi toplama yöntemleri ile birçok şeyi halledeceğiz.’

‘Denetleme yok.’ Derken, onların niyeti yok, her taşın altını denetleyecek bir sistem getireceğiz… Diye atıp tutarlar…

 

Anlaşılan  –    HERKES İNZİBATLIĞA ÖZENİYOR…

Hiçbirinin, ‘Özgürlükler diye bir problemi yok.’

El birliği ile elde ettikleri, kendilerine bir nimet olan KKTC’yi, kapitalist dünyada, aidiyet duygusu boşluklarını giderecek bir düzeye çıkartabilmektir dertleri…

Ve kariyer yapmak…

Bir fikrim daha var: Milletvekilleri, dar gelirlilerden seçilmeyecekse eğer, vekil maaşları, asgari ücret seviyesine çekilsin…

Yorumunuzu ekleyin