YKP Sekretaryası 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle yapılan açıklamalar, özellikle tarım mastır planını eleştirdi. Yapılan açıklama şöyle:

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle bakanın tarım mastır planı üzerine, “ülke tarımına yön verecek” açıklamasını hayretle okuduk…

Tarım mastır planı uzun zamandır vaat edilen ve alay konusu olan bir plandır. Yıllardır tüm önemli konularda “bu siyasilere bırakılmayacak ve devlet politikası olacak bir konudur” diye temelden yanlış bir anlayışın desteğinde tarımın önemi konuşulur. Ama gene tarım konusu içi boş, uygulama kararları için hazırlanan projelerden alıntı yapılmadan birleştirilmiş bir planla ve övgülerle açıklandı.

TC üç yıllık plan ve yıllık programlarından da gördüğümüz uygulama planı gibi iddia ile de desteklendi. Öğrencilerin sayfa doldurmak için gerekli olmayan aktarma bilgileri ile de süslendi. Ama uygulama planında tarımın para ile ilgisi yokmuş gibi yapıldı. Sanki tarımcılar vatan millet hayrına ve boğazı tokluğuna çalışabilirler ve ülke ekonomisi de ilerler!

Mastır plana göre plan,

18-20 Aralık 2012 Bitkisel Üretim Çalıştayı, 4-5 Haziran 2016 Süt Üretimi, Süt ve Süt Ürünleri Ticareti Çalıştayı, 28 Temmuz 2016 Balıkçılık Sorunları ve Çözüm Önerileri Semineri, 29-30 Eylül 2017 Bitkisel Ürünlerde Gıda Güvenliği Çalıştayı yapılarak onların sonucundan yararlanılarak hazırlandı. Yapıldı da ekonomisi çözüldü mü?

Plan gerçekten çok bilgi aktaran ve değerli teknik incelemelerin yapıldığının işaretlerini veriyor. Nitekim basında manşet olan “sulamaya elverişli toprak çok az” gibi bir ifade ile yerini aldı. Zaten basınımızın genel tutumu beğenmeden de olsa haberleri konu edenin makamına göre vermektir ya. Plan da incelenmeye konu edilmedi.

Planda bizi dehşete düşüren bilgiler ise insanlarımızın devletten para istemeye muhtaç olmadan tohum atmaya bile cesaret edemeyecekleri bir durumun varlığının ayan beyan ortaya serilmesi oldu. İlgimizi her zaman çekmişti ama teşvik dedikleri ve halkın cebinden alınan paralarla değil de sanki sırt sıvazlamayla ilgili imiş gibi geçiştirilen uygulamanın aslında çok daha yaygın olduğunu gözler önüne serildi.

Yıllarca narenciyeyi teşvik diye atıp tutan popülist liberal politikacılara “Suudi Arabistan’ın petrolü teşvik etmesi gibi bir durum yaratıyorsunuz, dışsatımın en büyük kalemidir, sürdürülemezdir” diye uyarılar yaptık. Türkiye o zamanki popülist neoliberalleri Kıbrıs politikalarının çözüm getirmeyeceği açık olan politikalarını kabul edenleri seçtirme ve denetlenmeye razı halde tutma amacıyla ve kişisel menfaatleri nedeniyle mali destek buldular. Sonuçta da ‘sürdürülemez teşvikler devamlı olamaz, bir süre verilip süre sonunda kesilmelidir’ temel politikası yıllık planlarda kabul edilse de kırk yıl sonra artarak sürdürülmektedir.

Eleştirirken liberal ekonominin temellerinden vazgeçmeyeceklerini kabul ederek “dış ticarette faktör fiyatların oluşması para politikasıyla ilgilidir” ilkesini anımsatmakta ve para politikasının TL kullanımı nedeniyle merkez bankasının para stokunun denetimine olanak verecek şekilde sağlanmasını yoksa çözüm bulamayacaklarını iddia ederdik. Merkez bankasının başında ise bir Türkiye’den memur vardı ve sorumluğu ve amacı tarım politikasının başarısıyla ilgili değildi.

1990’larda YKP olarak, alternatif olarak TL kullanımının terk edilmesi ve sterlin, dolar veya EKO gibi hesap para birimlerini öneri sürerdik. Bunları hayali düşünceler olarak sayarlardı.

Türkiye’de aşırı değerli Türk Lirası yüzünden ve yüksek faizlerden beslenen yabancı sermayenin getirisinin kaymağını halkın ancak metropollere yakın olanlara yeten gelir sağlandı. Gelir dağılımı bozuldu ve bölünme tehlikesi kapıyı çaldı.

Konu tarım olunca tarımın sahte teşviklerle desteklenmeye devam edilmesi halkın geneline ödettirilen ve yetmeyen onun için seçimlerde emir kullarını seçtirmesine yetecek kadar masrafla düzenin sürmesini sağladı. Tarım ise gittikçe küçüldü. Jojoba ve nihayet alıç ormanı gibi projeler başarısız oldu.

Mastır plan da öyle olmaya mahkûm. Çok bilgi var ama maliyeti incelenmiş proje yok.

Devlet politikası gerekir demek zaten ne olduğunu anlatır. Siyasilere projelere katılanların bile güveni olmadığını gösterir. Bir mastır planda yüzlerce görevli-yetkili olur. Onların hesapları belirli hale gelir ve başarısızlıktan paylarını almaları için altında imzaları okunaklı olarak bulunur. Başarı göstergeleri somut hale getirilir ve izlenip kaydedilir. Çağdaş devlet böyle çalışır da başarılı olur. Medya da bilgilileri kullanır ve sulamaya en uygun tip toprak azlığından şikâyette acele etmez. Ülkesini tanımaz mı? Nerede yaşar? Koca bilgi hazinesinde bula bula bunu mu bulur? Mali açı nerede? İkinci sınıf sulama alanı ne oluyor? Neden planda her şey var da dağınık inşaatlarla kaybedilenlerin sayısı nerede? Ne kadar?

Yeni Kıbrıs Partisi, tarım mastır planının da bir şov için hazırlandığına inanır, itiraz eder…

Ülkenin gerçekleri ile uyumlu, gıda egemenliğini gözeten, ekoloji ile dost sürdürülebilir bir tarım politikası için ilgili ve yetkilileri gerçek bir tarım mastır planı yapmaya çağırırız…

YKP, böylesi bir çalışmaya katkı vermeye hazırdır…

Yorumunuzu ekleyin