Sandıktan çıkan başak amblemi – Murat Kanatlı

Kategori : Murat Kanatlı
Share on Facebook0Tweet about this on Twitter0Share on Google+0Email this to someonePrint this page

Sandıktan başak amblemi çıktı, uyumlu oldu. Başka parti olsaydı hemen fark edilecekti, şimdi fark edilmekte zorlanılacak. Herkes ‘bi şans verelim’, nasıl olsa başak amblemi diyecek…

Bu nedenle logoya dikkatli bakmak gerek, aslında bu Ziraat Bankası’nın başağı! Sandıktan çıkan başak logosu, hani YKP’lilerin ısrarla TC’nin ekonomik yıkım paketlerinden bir paket dedikleri ama Ziraat Bankası kredisi olarak kodlanan, bankanın logosudur…

Yeni evlilerin ilk aylarına cicim ayları denir, Lefkoşa Belediyesinde de asıl hengâme, bu cicim ayları geçince çıkacak. Ama dediğimiz gibi başak logosuna dikkat etmeyenler, tıpkı başak logolu partinin yer aldığı hükümetlerde çok sonradan uyandıkları gibi uyanacaklar burada da ama Lefkoşa Belediyesi biraz daha eksilmiş olacak, bazı hizmetlerin üzerinde artık falan LTD şirket yazılı olacak…

YKP, gücü oranında uyandırma zili çalmaya çalıştı ama yeterli olamadı, karnaval tadında seçim kampanyasında söylediklerimiz biraz da gürültüye gitti. Bizim de yetersiz kaldığımız durumlar da olmadı değil…

Bu seçimlerde biz kaybettik, sağ kazanmasın diye yola çıkanlar kazandı. Bu geçici bir kazanmaydı… Sağ kazanmasın adı altında aslında birileri merkez solda birliği sağladı ve geçici bir zafer elde etti. Ama biz yapılacak olanları deşifre ettiğimiz için gelecek için kazandık. sağ kazanmasın, sola oy verilsin diye susanlarsa uzun vadede kaybetti. Biz dörtlü partinin sorun yarattığını söyledik, onlar sağ kazanmasın diyerek ikisini akladı, onların desteği ile de kazandılar, biz iki merkez sol partinin destekçilerinin öfkesini alarak kaybettik. Onlar geçici zafer için şimdiden suçlarına ortak oldular, biz ise gelecek için kazandık, şimdi söz söyleme hakkı bizde! Onlar aldıkları ile övünüyorlar bizse kazanacağımız yarının temelini güçlü attığımız için…

Hesap basitti, son Yüksek Seçim Kurulu açıklaması ile belli oldu, 15 bin kusur oy alan kişi 15. sıradan Belediye Meclisine seçildi, yani siyasal tercihini politik şekilde ortaya koyacak 1000 kusur kişinin mührü yeterliydi … Ya 1000 kusur mühür ile radikal sol Belediye Meclisinde fark yaratacak, ya da 20 bin kişinin oy kullandığı son seçimlerde 15 bin kişinin aplolitik şekilde tercihini almaya çalışarak seçilmek için bireysel kavgaya girişilecek, mühür kırma çağrısı yapılacak.

YKP’nin ortalama 800 civarında mührü olduğunu söyleyebiliriz, buna ulaşabilirdi, imkânsız değildi, bunun da anlamı 12 bin oy demekti. Seçilmeye imkân veren 15 bin oy ile arasında 3000 oy kalırdı yani 200 mühür yani 200 politik olarak kararlı kişi. Bu sağlansa, belediye meclisinde radikal sol bir kavga verecek, hesap verilmesi için mücadele edecek YKP’den bir belediye meclisi üyesi seçilmiş olacaktı. 20 bin oy kullanan içinde politik tavır alan 1000 kişi ile nitel fark yaratacak müdahale olacaktı.

Nicelik, sayılabilen, ölçülebilen, azalıp çoğalabilen, nitelik ise o şeyin neyi temsil ettiğini, ne olduğunu gösteren özelliklerin bütünüdür.

Nitel bir fark yaratacak mücadeleydi bizim verdiğimiz, hareketin öznesi olma, öz gücümüz ile onun üzerinden daha büyük değişimi getirecek bir şeyleri yapmaktı, verdiğimiz mücadele. Ama birileri nicel fark yaratmak için merkez sol ile ittifak yapmayı tercih etti… Nicel değişiklik, sayısal olarak büyümüş gibi olma hali bugünü kurtardı gibi yapıyorlar, nitel değişiklik yarını kurtaracaktı…

Bir de temel bir kavramsal yaklaşımı hatırlamakta yarar var; sol liberaller tek tek doğruları severler, sağın karşında her türlü solu, ilericiyi tercih ederler. Sağın kötülüğü kazanmasın derler, her türlü sola, ilericiye kapı aralarlar. Ama biliriz ki merkez sol bu ülkede taşeronlaştırmanın, neo-liberal politikaların taşıyıcısıdır. ‘Sağ kazanmasın sol oy verin’, kazansın güzel ama sol liberal bir taleptir hatırlatması yapalım. Sol liberallerin de düşüncelerini söyleme hakları var ama Marksistlerin onları takip etmiyorlar diye suçlanması anlamsızdır, bu nedenle biz, rejime karşı mücadelede merkez sol-sağ arasında fark göremediğimizin altını çiziyoruz. Marksistler resmin bütününe bakarlar. Tek tek doğruların olması, bütünlüklü büyük doğru bir resim yaratması mümkün değildir. Merkez solun iyi tarafları olması, onu büyük resimde iyi yapmıyor, sosyal demokratların bütün dünyada yaşadığı sefalet bunun en somut örneğidir.

Son seçimlerde kendine başka bir şey diyen ama pratikte kelimenin tam anlamı ile sol liberallik yapanların, diğer sol liberallerle merkez solda birlik yaptığını gördük. Solda birlik bu anlamı ile tamamdır. Ama bu birlikte biz yoktuk, olmayacağız.

Sosyalistlerin, radikal solun yapacak, nitel bir değişim önünü açacak çok işi var, bu devrimci yol durarak tüketilmez. Yol yürünerek tamamlanacak. Solun başka yerlerinde olan geçici yol arkadaşları ile gidilebilecek yere gitme zamanı… Yolda giderken arınacağız, şimdi arınma ve safları belirleme zamanı…

Yorumunuzu ekleyin